
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun bağlı olduğu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, çocuklara yönelik cinsel istismar olayları üzerine Açık Görüş için yazdı: ‘Çocuklarımıza yönelik koruyucu ortamı toplumun tüm kesimlerinin katkısı ve işbirliği ile güçlendirdiğimizde toplumda derin infiallere yol açan ihmal ve istismarların önüne geçmek mümkün olabileceği gibi; adlarını Sevinç, Umut, Barış koyduğumuz çocuklarımızın önlerinde geniş, aydınlık ve güvenli yollar da açmış oluruz.’
NİMET ÇUBUKÇU*
BÜYÜK umutlarla karşıladığımız yeni bin yılda ne yazık ki dünyanın birçok yerinde milyonlarca çocuk; çocukluğun kıyısında, ama yoksulluğun, istismarın, savaşların ve şiddetin tam ortasında yaşıyor.
Çocuk haklarının uluslararası belgeler ve sözleşmelerle güvence altına alınmasının tarihi 20. yy’ın başlarına uzanmaktadır. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Çocuk Hakları Bildirgesi hazırlandı. Milletler Cemiyeti Genel Kurulu’nda 1924’te kabul edilen bu bildirgedeki imzalardan biri de Mustafa Kemal’e aittir. Ama 2. Dünya Savaşı hem söz konusu bildirgeyi hükümsüz kıldı, hem de çocuklarımızın çocuk olma haklarını iptal etti. Bu savaşlar sırasında çocuklarımız, dünyalarına tamamen yabancı olan şiddete, nefrete ve felakete maruz kaldılar. Çocuk haklarının yeniden güvenceye alınması 20 Kasım 1959’da kabul edilen Çocuk Hakları Bildirgesi iledir. Bir sonraki adım ise Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin hazırlanarak devletlerin imzasına açılması oldu. 1990’da hazırlanan bu sözleşme ülkemizde de 27 Ocak 1995’te yürürlüğe girdi.
Mevzuat ve duyarlılık
Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde yer alan tüm ilkeler çocuklarımıza sağlıklı ve mutlu bir çocukluk sunmanın ‘olmazsa olmaz’ koşullarını ortaya koymaktadır. Başta devlet olmak üzere anne-babalara, erkek ve kadınlara, gönüllü kuruluşlara, hükümetlere düşen ise bu ilkelerin ışığında çocuklara yönelik koruyucu ortamı güçlendirmek ve her türlü ihmal ve istismarı önleyecek tedbirleri almaktadır. Çünkü çocuklar her türlü istismara, fiziksel ve zihinsel zarara karşı savunmasızdır. Çocuklarımızı ihmal ve istismardan uzak tutmakta yasalar ve cezai müeyyideler önemli olmakla birlikte, asıl önemli olan toplumların bu konudaki duyarlığı ve farkındalığıdır.
Bugün dünyada en yüksek değer insan hakkı ve onurudur. Çocukların ise sadece insan olmaktan dolayı değil, ayrıca çocuk olmalarından dolayı da özel ilgi ve yardıma hakları bulunmaktadır.
Türkiye, çocuk haklarını hayata geçirmek, çocuklara yönelik her türlü ihmal ve istismarı önlemek üzere yoğun ve kararlı bir çabanın içindedir. Özellikle AB’ye giriş sürecinde gerçekleştirilen pek çok yasal düzenleme, çocuklarımıza yönelik koruyucu ortamı büyük oranda güçlendirmiştir. Temel amacımız Türkiye’de korunma altında olan veya olmayan bütün çocuklarımızın mutlu ve esenlik içerisinde olmalarını sağlamak ve her çocuğun aile ortamında büyüyebilmesi için gerekli ortamı oluşturmaya çalışmaktır. Onları kimsesizliğin, yoksulluğun, vakitsiz ölümlerin, hastalıkların, istismarın kucağından alıp, ait oldukları kucağa ve layık oldukları bir dünyaya taşımaktır.
Temel hedef çocuklara yönelik her türlü fiziksel, cinsel ve duygusal istismarı, her türlü ihmali önlemek olmakla birlikte ne yazık ki çocukların istismarında sadece yabancıların değil, çok yakınındakilerin ve aile fertlerinin de payı olabilmektedir. Bir taraftan ‘Türkiye’de Çocuklar İçin İyi Yönetişim, Koruma ve Adaletin Güçlendirilmesi Projesi’ gibi çalışmalarla ilgili tüm kurumların kurumsal kapasitelerini güçlendirirken, diğer taraftan ihmal ve istismara uğramış çocuklarımıza yönelik yasal ve uygulamaya dönük düzenlemeler ile örselenmiş çocuklarımızı rehabilite ederek hayata ve topluma kazandıracak kurumsal mekanizmalar yaygınlaştırılmaktadır.
03 07 2005 tarihinde kabul edilen 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile başlayan süreçte çocuk koruma sistemindeki sorumlu kurumlar tanımlanmıştır. Bu kurumlardan biri de Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’dür. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun Kuruma yüklediği faaliyetleri yerine getirmek üzere Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, TBMM’de 2007’de kabul edilmiştir.
Yapılan kanun değişikliği ile çocukların rehabilitasyonuna yönelik açılacak kuruluşlardan Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezi; ‘Duygusal, cinsel ve/veya fiziksel istismara uğramış çocukların olumsuz yaşam deneyimlerinden kaynaklanan travma ve/veya davranış bozukluklarını giderme amacıyla rehabilitasyon süreci tamamlanıncaya kadar geçici süre bakım ve korunmalarının sağlandığı bu süre içerisinde aile, yakın çevre ve toplum ile ilişkilerinin düzenlenmesine yönelik çalışmaların yürütüldüğü kız ve erkek çocuklara yönelik ayrı ayrı yapılandırılacak yatılı sosyal hizmet kuruluşlarını ifade etmektedir.’ şeklinde tanımlanmıştır.
İstismarın cezası
Ayrıca, TCK’nın ‘reşit olmayanla ilişki’ başlıklı 105. maddesinin 1. fıkrasında; ‘Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikáyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına hükmolunur.’ 2. fıkrasında ise; ‘Bu fiiller; hiyerarşi, hizmet veya eğitim ve öğretim ilişkisinden ya da aile içi ilişkiden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlendiği takdirde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise, verilecek ceza bir yıldan az olamaz.’ Yapılan düzenleme ile reşit olmayan çocuklara yönelik cinsel istismarda bulunan şahıslara ağırlaştırılmış cezalar getirilmiştir. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde de çocukların her türlü ihmal ve istismara karşı korunması ve bu yönde hizmet geliştirilerek rehabilite edilmeleri yer almakta olup, kurumsal hizmetlerde sözleşme hükümleri esas alınmaktadır.
Mevcut hukuki düzenlemeler gereği Çukurova Üniversitesi ile yapılan protokol sonucunda Adana Oğuz Kaan Köksal Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezi’nde cinsel istismara uğramış kız çocuklarına yönelik rehabilitasyon hizmeti verilmektedir.
Suç mağduru çocuklar
Bakım veya barınma tedbir kararı alınan ve ihmal veya istismara uğrayan, psiko-sosyal sorunları nedeni ile uyum sorunu yaşayanlar ile olumsuz yaşam deneyimlerini devam ettirmeleri nedeni ile rehabilitasyona ihtiyacı olduğu tespit edilen çocukların, rehabilitasyonları tamamlanıncaya kadar korunma ihtiyacı olan diğer çocuklarla aynı ortamda bakılmamaları amacıyla; hálihazırda suç mağduru çocuklarımız için farklı illerdeki 9 Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezinde, 175 kapasite ile 133 kız çocuğa fiilen hizmet verilmektedir. Bu çocuklara yönelik kuruluş açmak amacıyla vakaların yoğun olduğu ve üniversite hastanelerinin bulunduğu 12 il 2007 ve 2008 Mali Yılı yatırım programına alınmıştır.
Cinsel, duygusal, fiziksel istismara maruz kalmış çocukların, söz konusu kuruluşlarda rehabilitasyonlarının sağlanarak ailesine (ailesi tarafından istismar edilmemişse) veya diğer sosyal hizmet kuruluşlarına yerleştirilmesi öngörülmektedir.
Çocuklarımıza yönelik koruyucu ortamı toplumun tüm kesimlerinin katkısı ve işbirliği ile güçlendirdiğimizde toplumda derin infiallere yol açan ihmal ve istismarların önüne geçmek, en azından asgariye indirmek mümkün olabileceği gibi; adlarını sevinç, umut, barış koyduğumuz çocuklarımızın; isimlerini, umutlarını ve hayatlarını gerçekleştirmeleri için önlerinde geniş, aydınlık ve güvenli yollar da açmış olacağız.
*Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı