ANASAYFA - STARGAZETE.COM

Jakoben kültürün gözbebeği ‘beyaz kadın’ın pabucu dama mı atılıyor? - AÇIK GÖRÜŞ

Jakoben kültürün gözbebeği ‘beyaz kadın’ın pabucu dama mı atılıyor?  

29 Eylül 2008 Pazartesi, 05:57 AÇIK GÖRÜŞ

Jakoben kültürün gözbebeği ‘beyaz kadın’ın pabucu dama mı atılıyor?

Türbanlı kadın kimliği ne kadar siyasi bir simge ise, otoriter/jakoben devlet kültürümüzün ve bürokratik elitimizin gözbebeği ve simgesi olan modern görünümlü, beyaz tenli, Avrupai kadın kimliği de (kısaca ‘beyaz kadın’ kimliği de diyebiliriz) o denli siyasidir.

REŞAT ÇALIŞLAR*

KADINLARIN feodal toplum yapısı altında ezildiği, erkek egemen kültürün kadını edilgenleştirdiği gibi klişeleri sürekli tekrarlıyoruz, ki bu klişelerde belli bir ölçüde haklılık payı da yok değil. Ama, ‘modern görünümlü, beyaz tenli, kentli, Avrupai Türk kadını tipi’nin (kısaca ‘beyaz kadın’ın), otoriter/jakoben devlet kültürümüzün ve bürokratik elitimizin gözbebeği ve simgesi olduğu gerçeğini göz ardı ediyoruz. Jakoben toplum mühendisliğinin, modern kadını elitliğin sembolü olarak köylü erkeğin karşısına koyduğu ve bu yolla köylü erkeği diskrimine etmiş olduğunu göz ardı ediyoruz. İş ve medya dünyasının büyük bölümüne de, uzun bir süre boyunca, ‘beyaz kadınlar’ı yere göğe koyamayan bir anlayış hakimdi, hala da kısmen hakim. ‘Göbeğini kaşıyan adam’ı aşağılayan Türk medyası, ‘göbeğini açan kadın’ı bir toplumsal rol modeli haline getirmeye çalıştı.

Maçoluğun ve muhafazakarlığın egemen olduğu iddia edilen bu ülkenin en önemli ‘ayrıcalıklı sınıf’larından birini ‘beyaz kadınlar’ın oluşturmuş olduğunu söylemek mümkün. ‘Beyaz kadınlar’ın Türk halkını anlama yetileri, uzun bir dönem boyunca olağanüstü derecede el üstünde tutulmuş olmanın yol açtığı körlükten ötürü, ‘en beyaz’ erkeklerden bile daha düşük bir düzeyde seyrediyor.

Göbeğini kaşıyan’ tezatı

Süregelmekte olan yapı, onların maddi/manevi çıkarlarına son derece uygundu. Bu nedenle, yaşanan değişimden ve yükselmekte olan toplumsal gruplardan rahatsızlar. Gerçi birçok alanda hak etmedikleri ayrıcalıklardan yararlanmaya devam ediyorlar, ama trend değişmekte.

Şu anki toplumsal değişim ortamında, ‘beyaz kadınlar’ (ve belki genel olarak kadınlar), zannedildiği gibi ikinci sınıf vatandaş konumuna düş(ürül)mekte değiller, sadece ‘üstinsan’ statüsünden ‘normal vatandaş’ statüsüne düş(ürül)mekteler. Türkiye ‘hızla ataerkilleşiyor’ değil, esas olarak ‘kadınerkil’ olmaktan, ‘beyazkadınerkil’ olmaktan çıkıyor. Oluşmakta olan yeni sosyolojik yapıda, ‘beyaz kadın’, ‘göbeğini kaşıyan adam’dan çok daha yüksek bir konumda değil.

‘Beyaz kadınlar’ın önemli bir bölümünün hükümete obsesif derecede tepkili olması, bu değişimle hükümet arasında bağ kurmalarından kaynaklanıyor. Başlarının kapatılacağı yönündeki propagandalara gerçekten inanacak kadar saf olmayabilirler. Ama ‘ayrıcalıklı statü’lerini yitireceklerine dair bir korku taşıdıkları gerçek.

Mutsuz ve ‘beyaz kadın’

‘Beyaz kadınlar’ın çoğunun siyasi bilinçaltında (kendilerini nasıl tanımlarsa tanımlasınlar) ulusalcılık, statükoculuk ve jakobenizm var. Hükümeti eleştirmek için kullandıkları üslupta ve argümanlarda bir samimiyetsizlik var. Bu, eleştirilerinin tamamen temelsiz olduğu anlamına gelmiyor, ama yaptıkları eleştirilerin psikolojik temelini, yaşamakta oldukları statü kaybından dolayı duydukları öfke ve mutsuzluk oluşturuyor. Ekonomik krizden, sosyal güvenlik yasasından, mahalle baskısından, tarikat kadrolaşmasından, demokrasi eksikliğinden, AK Parti’nin ataerkil ve feodal kültür yapısından, kadının edilgenleştirilmesinden, eve hapsedilmesinden, kadına yönelik şiddetin engellenmesi için yeterli çabanın gösterilmemesinden vb. bahsetmeye başladılar mı bilin ki içlerinden geçen asıl feryat ‘normal bireyler olmaya, ayrıcalıklı bir statüye sahip olmamaya, göbeğini kaşıyan adamdan ve türbanlı teyzeden daha üstün bireyler olarak görülmemeye tahammül edemiyoruz’dur.

Ayrıcalıklarını yitiriyorlar

Diğer taraftan, (biraz da Avrupa Birliği’nin dişiliklerini sergilemeleri için yeni bir alan açması umuduyla) Avrupa Birliği konusunda hükümeti destekledikleri de olabiliyor. Türkiye’deki ‘beyaz kadın’ tipi, Batı ülkelerindeki kadınlara kıyasla daha kadınsı bir ruha ve auraya sahip. Batı ülkelerinde kadın ve erkek ruhları arasındaki fark asgariye inmiş durumda; oralarda kadınlar artık erkek gibi düşünüyor ve yaşıyorlar; ama Türk toplumunun en Batılı kesitlerinde bile kadınlar kadın mantalitesine sahipler. Türkiye’deki ‘beyaz kadın’ tipi, kadınlık hem Batılı kadın gibi modern, hem de doğulu kadın gibi gizemli/kadınsı olabiliyor. Kısacası, ‘beyaz kadınlar’ın siyasi ve sosyolojik konulara yaklaşımlarının son derece çarpık, yüzeysel, bencilce ve antidemokratik olması, kadınsı olmasına mani olmuyor.

resatcalislar1978@hotmail.com
Tarih: 29 Eylül 2008 Pazartesi, 05:57

İŞLEMLER  

Yorumla

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Yorumunuz

Gönder

Şikayet Formu

  • Bu yorumun hakaret, iftira veya herhangi bir başka suç içerdiğini düşünüyorsanız site yöneticisini uyarmak için şikayetinizi yazın.
  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Şikayetiniz

Gönder

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

Yorumlar

ÖNE ÇIKANLAR

DİĞER AÇIK GÖRÜŞ HABERLERİ  

['http://91.93.103.35/reklam/staregazetebanner.swf','305','150']
star RSS KAYNAKLARI

SON DAKİKA

HAVA DURUMU  

İl:

FOTOGALERI BÖLÜMÜNE GİTMEK İÇİN
star CUMARTESİ
star PAZAR
star SPOR
AÇIK GÖRÜŞ
star EGE
pek yakında
Star gazetesi haber ihbar hattı
star mobil

MENÜ

REKLAM

www.yirmidort.tv

SON DAKİKA

SİTEDE ARA