Açıklama... 7 Ekim 2007’de Bahçelievler’de Yürüyüş Dergisi satarken polisin açtığı ateş sonucu felç kalan 17 yaşındaki Ferhat Gerçek’e ilişkindi.
Gerçek’i sakat bırakan polisler görevden alınmadığı gibi, Gerçek’e 15 yıl dört ay, polislere dokuz yıl hapis istenmişti.
Ferhat Gerçek’in hakkını arayan Engin Ceber’in kaderi daha da feci oldu; çünkü işkenceden öldü. Dergi satıp açıklama yaptığı için gözaltına alınıp tutuklanması, ardından da ölmesi için on iki gün yetti...
* * *
İşte Engin Ceber’in ölüm güncesi:
28 Eylül 2008... Temel Haklar Federasyonu üyeleri, Sarıyer Derbent Mahallesi’nde açıklama yapıp ‘Yürüyüş Dergisi’ dağıttılar.
Dernek üyeleri Engin Ceber, Özgür Karakaya, Cihan Gün, Aysu Baykal ve Gözde Buldu, dergiyi dağıtırken polis müdahale etti.
Dövülerek gözaltına alındılar ve İstinye Karakolu’na götürüldüler.
Ceber ve arkadaşlarının, saat 17.40’ta sağlık muayenesi için götürüldükleri İstinye Devlet Hastanesi’nde, Ceber’in raporuna şöyle yazıldı:
‘Üst dudağında sıyrık, sol üst gözkapağında kızarıklık, sağ diz ve dirseğinde cilt soyulması ve kafasının arka bölgesinde 4x5 santimlik şişlik...’
* * *
29 Eylül 2008... Yeni günün ilk saatinde yine aynı hastaneye götürüldüler.
Ceber’in saat 01.20’de yazılan raporuna göre gördüğü işkence ve kötü muamele giderek şiddetleniyordu... Bunun üzerine Ceber, Şişli Etfal Hastanesi’ne götürüldü.
Saptanan, ‘Frontal ve pariyetal (alın ve şakak) bölgesinde şişlikler, Ceber’in kafasına darbe yediğini doğruluyordu.
Zanlılar aynı gün ‘polise mukavemet ve görevini yaptırmamak için direnme’ suçuyla Sarıyer Sulh Ceza Mahkemesi’ne çıkarıldı. Mahkeme, Buldu dışındaki dört zanlıyı tutukladı.
Üç erkek Metris Cezaevi’ne, Baykal’sa Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi’ne gönderildi. Avukatlarına göre, bu suçtan tutuksuz yargılanmak, cezanın ertelenmesi ve sanıkların salıverilmesi mümkündü. Buna rağmen tutuklanmışlardı.
* * *
Türkiye, Şeker Bayramı’nı kutlarken Metris Cezaevi’nin geçici koğuşlarında işkence vardı.
Ceber’in arkadaşı Cihan Gün, daha sonra alınan ifadesinde, şunları anlatıyordu:
‘Kabul bölümünde jandarma arama için tüm elbiselerimizi çıkarmamızı istedi. Kabul etmeyince astsubay rütbeli kısa saçlı, renkli gözlü şahıs ahşap copla vücudumuza ve kafamıza 2-3 dakika vurdu. Elbiselerimiz zorla çıkartıldı... Salı sabahı koğuş sayımında ayağa kalkıp sıraya girmediğimiz için 4-5 infaz memuru su doldurma maşrapası, kapı açmakta kullanılan demir kol, plastik sandalye, tekme tokatla vücudumuza 5 dakika; salı akşam yoklamada aynı gerekçe ve aletlerle 15 infaz koruma memuru 15 dakika darp etti.
Çarşamba sabahki sayımda 15 infaz koruma ekibi aynı aletlerle 30 dakika...’
* * *
6 Ekim 2008... Ceber, avukatı Tanay’a, her gün iki kez hazırola geçip ayakta sayım vermediği için dövüldüğünü söyledi.
Ceber’in son sözü, ‘Bizim durumumuz çok kötü, işimiz yaş, buradan çıkamayabiliriz’ oldu.
* * *
7 Ekim 2008... Avukatlar Tanay ve Oya Aslan, İstanbul Tabip Odası’nı (İTO) ve Çağdaş Hukukçular Derneği’ni (ÇHD) haberdar edip heyet oluşturmalarını istedi.
8 Ekim 2008... Beş kişilik ÇHD heyeti hemen ertesi gün Metris Cezaevi’ne gitti.
Karakaya ve Gün, işkence gördüklerini anlattı. Ceber’i de görmek isteyen heyete, ‘sizi müdür bekliyor’ denildi. Müdür, heyete, ‘Kötü haberimiz var, vefat etti’ dedi.
Ceber, bir gün önce fenalaşıp Şişli Etfal Hastanesi’ne kaldırılmıştı.
* * *
9 Ekim 2008... Ceber’in avukatları, ailesi hastane önündeydi. Kapıda jandarma bekliyor, Ceber’i ailesine göstermiyordu.
Bu arada avukat Oya Aslan, müvekkillerinin tahliyeleri için Sarıyer Sulh Ceza Mahkemesi’ne verdiği dilekçede adeta isyan ediyordu:
‘Koruma tedbiri olan tutuklamanın gerekçesi kalmamıştır. Zira ne Ceber’in bundan sonra delil karatabilmesi ne de kendisinin delil kaynağı olabilmesi mümkün. Ancak ailesinin ve yakınlarının kendisini son bir kez görme isteğini karşılamak için tahliyesi gerekmektedir...’
Mahkeme, ‘sağlık durumunun ciddiyetini koruması ve tedavisinin zorluğu’ nedeniyle Ceber’i tahliye etti. Bu karar, bir şeyi değiştirmiyordu. Ceber’in beyin ölümü çoktan gerçekleşmişti.
10 Ekim 2008... Doktorlar 29 yaşındaki Ceber’in öldüğünü açıkladı.
Polisin sakat bıraktığı Ferhat Gerçek’in hakkını arayan açıklama yapıp, dergi sattığı için işkenceyle öldürülen Engin Ceber defnedildi...
* * *
‘İşkenceye sıfır tolerans’dan, ‘işkenceden ölüme’ geldik... Neden? Çünkü önceleri ‘Kopenhag Kriterleri’ vardı, şimdi ‘Ankara Kriterleri’ var... Hele bugünkü Terör Zirvesi OHAL Kararlarını da alırsa, bir süredir alıp başını giden ‘Ankara Kriterleri’ daha da güzelleşecek... Polis kurşunuyla felç olan; karakoldan hapishaneye, polisten jandarmaya her süreçte şiddetlenerek artan işkencelerle öldürülen çocuklarla simgelenen 2008 Türkiye’si... İşte buralara yeniden geldik...
Hepinize helal olsun...