Günlerdir düzinelerce haber ve röportaj yayınlandığı için nasıl olsa biliyorsunuzdur ki Emirgán’daki ‘Sákıp Sabancı Müzesi’nde olağanüstü önemli bir sanat olayı ‘patlak verdi’ ádetá: ‘Istanbul’da Bir Sürrealist: Salvador Dal¡’.
20 Eylül 2008 ve 20 Ocak 2009 tárihleri arasında ziyáret edilebilir.
Şimdiye kadar İspanya dışındaki en büyük Dal¡ sergisi. Dáhî İspanyol’un 33 resmi, 113 çizimi, 111 gravürü ve 12 litografisi yer alıyor bu ‘şölen’de. Gerçi en meşhur tablolarından çoğu orada değil ama bunun sebebi, Sabancı Müzesi’nin işbirliği yapdığı ‘Gala-Salvador Dal¡ Vakfı’nın (FundaciÓ Gala-Salvador Dal¡) elinde bunların bulunmayışı. Bu eserler dünyáca tanınmış başka müzeler tarafından satın alınmış çok önceleri.
Bu hárikuláde serginin gerçekleşmesine Akbank da katkıda bulunmuş ama bence meselenin ‘Rûhu’ nedense es geçilmiş. Belki tevázuundandır, kendi istemedi, bilmiyorum. Fakat ben burada o ‘Rûh’a bu başarısından ötürü şükran ve saygılarımı sunmadan edemeyeceğim! Zîrá adım gibi biliyorum ki eğer Müze Müdîresi Názan Ölçer olmasaydı bu sergi, değil gerçekleşmek, muhtemelen tasarlanamazdı bile!!!
‘Nereden biliyorsun?’ diyecek olanlara ise kestirmeden cevab vereyim: ‘Çünki ben Názan Ölçer’i biliyorum.’
Onun daha önce bu müzede gerçekleştirdiği Picasso yáhut Rodin sergileri henüz háfızalarda tázedir. Bizim milletin háfızası 15 günden gerisine pek işlemezse de biz yine saftorik iyimserliğimizi elden bırakmayalım. Fakat Názan Ölçer başka hiçbir iş görmemiş de hayátı boyunca sırf, bu görevinden önce bir enkáz olarak alıp ayağa kaldırdığı ‘Türk ve İslám Eserleri Müzesi’ndeki ‘Savaş ve Barış’ Sergisi’ni düzenlemiş olsaydı bile yine önünde şapka çıkarırdım.
Márifet iltifáta tábîdir!
İşte onun için Názan Ölçer’e saygı!!!
***
‘Sürrealizm’ kavramını Türkçe’ye hep ‘Gerçeküstücülük’ diye çeviriyorlar. Dört adet Ü’nün ardı ardına gelmesindeki sakálet bir yana, bence yanlış bir çeviri. Yıllar önce değinmişdim ama yeri geldiği için bir kere daha işáret edeyim: Ben uzman değilim fakat bu kelimeyi ‘Üstgerçekçilik’ şeklinde tercüme etmek bana daha doğruymuş gibi geliyor.
Bu akımın öncü ve önderlerinden André Breton 1924 tárihinde yayınladığı ‘Premier manifeste du surréalisme’ (Üstgerçekçilik’in Birinci Manifestosu) başlıklı metinde bu akımı şöyle tanımlar:
‘Rüyá ve gerçeklik arasındaki záhirî zıddiyetin istikbalde bir tür mutlak gerçeklik, sürrealite, içinde çözüleceği inancı.’
Sürrealizm kelimesini 1917’de ilk kullanan Guillaume Apollinaire’dir. Bu kavramın öncüleri 19.Yy.’ın İkinci Yarısı’nda ortaya çıkmışdır: ‘Supernaturalisme’ (Gérard de Nerval), ‘Surnaturalisme’ (Arthur Rimbaud), ‘Symbolisme’ (Stéphane Mallarmé). Bu fikir Şáir Rimbaud’da ‘changer la vie’ (hayátı değiştirmek) ve Filozof Karl Marx’da ‘die Welt zu transformieren’ (dünyáyı dönüştürmek) formülleriyle ifádesini bulur.
Surrealizm’in edebiyat alanındaki önemli temsilcileri Breton’dan başka; Louis Aragon, Philippe Soupault ve Paul ‰luard’dır.
Resimde ise ilk akla gelenler Paul Klee, Pablo Picasso, Salvador Dal¡ ve René Magritte’dir ki bu sonuncusu ‘Véritiste’ler Ekolü’ne (Hakıykatçiler Ekolü) mensubdur. Benim hayrán olduğum ressamlardandır.
Bakın, bunları yazılıda sorarım, ona göre!!!
Tarih: 23 Eylül 2008 Salı, 01:02