ANASAYFA - STARGAZETE.COM

Sinemanın tadı Selanik’te çıkıyor - GAZETE YAZARLARI

Sinemanın tadı Selanik’te çıkıyor  

49. Selanik Film Festivali’ni dördüncü gününde yakaladım. Bitene kadar bırakmam artık! 40. yılından bu yana izlediğim, her yıl daha da gelişip serpilen ve bölgesel önemi gitgide artan Selanik Film Festivali’ne her gelişim ayrı bir mutluluk kaynağı oluyor.

Zaten film eleştirmenleri jüri üyeliği yapmadıkları ya da yarışma misali belirli bir bölüm filmlerini zorunlu olarak izlemedikleri sürece hayatlarından memnun olan kişilerdir. İnsanın keyifle ve istekle film izlemesi gibi bir zevk var mı şu dünyada?

Selanikliler de İstanbullular, Berlinliler, Rotterdamlılar, Grazlılar, Torinolular ve daha birçok kültür kentinin sakinleri gibi sinemayı bir şenlik haline getiren insanlar. Salonlardan dışarı taşıyorlar! Filmlere ayrı meraklılar masterclass ve söyleşilere ayrı! Genci yaşlısıyla en beklenmedik filme rağbet ediyorlar. Bu da tam sanat sineması, geniş kitleye zor ulaşır, bu genç yönetmeni tanımazlar herhalde dediğiniz noktada sizi fena halde mahçup ediyorlar.

Limana kimler demirledi kimler!

Selanik Film Festivali’nin ne hoş yanlarından biri Selanik Limanı’nın içinde gerçekleştirilmesi. Bu bölgede bulunan depolar artık Yunanlı usta yönetmenlerin adını taşıyan birer salon ve çok amaçlı etkinlik alanı. Şilepler hala yük boşaltıyor, adalara hala gemiler kalkıyor, gümrük işlemleri yapılıyor ama sinema hepsini gölgede bırakıyor. Limana demirleyenler arasında büyük ustalar var.

‘Rosetta’ ve ‘Çocuk’ ile iki Altın Palmiye kazanan Belçikalı Dardenne Biraderler’in toplu gösterisi bu hafta Türkiye’de de gösterime giren 2008 Cannes Film Festivali En İyi Senaryo Ödüllü filmleri ‘Lorna’nın Sessizliği’ni de kapsıyor. En az ‘Rosetta’ ve ‘Çocuk’ kadar iyi olan bu film, mafya hesabına çalışmak zorunda bırakılan Arnavut göçmeni genç kadının vicdanının sesini dinleyip suç örgütüne karşı durmasının öyküsünü anlatıyor. Selanikliler filmle bayıldı, siz de kaçırmayın! Dardenne Biraderler’e açılış töreninde Onur Ödülü Altın İskender verildi.

Japonya’da bir televizyon komedyeni iken dünya çapında saygın, Altın Aslanlı bir yönetmene dönüşen Takeşi Kitano da Onur Ödülü Altın İskender’i önceki akşam yeni filmi ‘Aşil ve Kaplumbağa’nın gösterimi öncesinde aldı. Kitano, yeteneği ve tarzı olmadığı halde resim yapmayı delice bir tutku haline getiren bir ressamın saplantısını konu alan kara komedi ‘Aşil ve Kaplumbağa’nın yarı otobiyografik bir film olduğunu da itiraf etti!

Terence Davies, Oliver Stone, Gustavo Santaolalla, Emir Kusturica, Diablo Cody, Guillermo Navarro, Richard Jobson, Willem Dafoe masterclass ve söyleşileriyle Selanik Film Festivali programını zenginleştiren ustalar oldu.

Balkanlara yeniden egemeniz!

Selanik’e varır varmaz müjdeyi aldık: Balkan Fonu’nu kazanan dört projeden ikisi Türkiye’den! Sırrı Süreyya Önder’in BKM bünyesinde Necati Akpınar yapımcılığında gerçekleştireceği ‘Sıfır Numara’ adlı filmin senaryosu jüriyi çok etkilemiş. Önder, projeyi savunmak için jüri karşısına çıkan yönetmenlerin hayli terletildiğini ama kendisinin ‘epeyi şımartıldığını’ söyledi. Üç senarist yönetmen Milko Mançevski, Richard Kwietnowski, Razvan Radulescu, bir senarist - yapımcı Christina Kallas ve İrlanda Film Kurulu genel müdürü ve yapımcı Simon Perry’den oluşan jüri üyeleri Önder’e ‘elindeki malzemenin kıymetini bil, böyle öyküler sık sık yakalanmaz’ benzeri sözler etmişler. Hatta Christina Kallas Berlin’deki şirketini de projeye ortak olması için ısrar etmiş.

Önder bu senaryoda, Berlin Duvarı’nın dibine gecekondu yapan Türk göçmenin gerçek öyküsünü ele alacak. Duvar yıkıldı ama söz konusu gecekondu ve önündeki bostan hala duruyor!

Balkan Fonu’na değer görülen diğer Türkiye projesi olan ‘Teslimiyet’in yönetmeni Emre Yalgın ise akademisyenlik ile televizyon çalışmalarını paralel yürüten, kısa film ve belgesel dallarında yapıt veren bir genç yetenek. Amerikan bağımsız sinemasının cüretkar yönetmeni Gregg Araki üzerine bir kitabın da yazarı. SRL Film adına yapımcılığını Ayfer Tuncer’in üstleneceği bu film projesinin senaryo yazarı Zeynep Özcan.

Balkan Survey bölümünde bu yıl Türkiye’ye özel bir bölüm ayrıldığını ve yılın hemen hemen bütün uluslararası alanda başarılı filmlerinin bir araya toplandığını daha önce yazmıştım. Açılışı ‘Üç Maymun’ ile yapılan bölüm kapsamında gösterilen ‘Nokta’, ‘Pandora’nın Kutusu’, ‘Süt’, ‘Kabuk’, ‘Sonbahar’, ‘Gitmek’ ve ‘Anadolu’nun Kayıp Şarkıları’ büyük ilgi görüyor. 21 Kasım’da düzenlenecek olan Türk sineması konulu panel de umarız basın ve izleyicinin ilgisini çeker.

Devlet kesesinden yüz binlerce euro harcanarak yapılan lokal tanıtımların nasıl bir geri dönüşü oluyor ileride göreceğiz ama Selanik Film Festivali, Türkiye Başkonsolosluğu’nun da katkısıyla küçücük bir bütçeden dünya çapında bir etkinlik çıkarabildi.

Tarih: 20 Kasım 2008 Perşembe, 01:42

ÖNE ÇIKANLAR

MURAT MENTEŞ - PAZAR RÖPORTAJLAR
star RSS KAYNAKLARI
STAR SERİ İLANLAR - İLAN VERMEK

MENÜ

REKLAM

sağlıklı yaşam seti

SON DAKİKA

SİTEDE ARA