
İşkence sonucu öldüğü belirlenen Engin Ceber için hükümet ve devlet adına özür dileyen Adalet Bakanı, dün de ailesine başsağlığı diledi. Şahin, acılı babaya ‘Sorumlular mutlaka hesap verecek’ dedi.
CUMHURİYET tarihinde bir ilke imza atarak hükümet ve devlet adına ‘işkence özürü’ dileyen Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, dün de işkence sonucu öldüğü belirlenen Engin Ceber’in babası Ali Ceber’i arayarak ‘Gerekirse savcı da görevden alınır’ dedi.
Metris Cezaevi’nde işkence sonucu beyin kanaması geçirerek ölen Ceber’in avukatı Taylan Tanay, Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturmayla ilgili gizlilik kararı aldığını belirterek, şunları söyledi:
GİZLİLİK KARARI VAR
‘BAKAN Şahin’in özür dilediği saatlerde savcılık dosya için gizlilik kararı aldı. Bu büyük bir tezat. Dosyadaki bilgilere avukatları olarak ulaşamıyoruz. Gizlilik kararının kalkması ve açığa alınan gardiyanların tutuklanması için savcılığa yarın (bugün) dilekçe vereceğiz.’
Tanay, olayın tanıkları olan ve aynı zamanda Engin Ceber gibi işkenceye maruz kaldıkları iddia edilen Cihan Gün ile Özgür Karakaya’nın ‘Can güvenlikleri’ ve soruşturmanın adil yürütülmesi serbest bırakılmalarının önemli olduğunu söyledi. Tanay olayın aydınlatılmasını sağlayacak olan Gün ve Karakaya’nın tahliyesi için işkence olayı yaşanmadan önce Sarıyer Asliye Ceza Mahkemesi’ne başvurduklarını sözlerine ekledi.
HESABI SORULACAK
ADALET Bakanı’nın, Engin Ceber’in babası Ali Ceber’i arayarak başsağlığı dilediğini de belirten Tanay, Şahin’in ‘Çok üzgünüz. Sorumlular açığa alındı ve cezalandırılmaları için ne gerekiyorsa yapılacak. Gerekirse savcıyı bile görevden alacağım’ dediğini aktardı.
Öte yandan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi 50 kişilik bir grup, dün Ceber ile birlikte tutuklanan ve cezaevinde işkence gördükleri iddia edilen Özgür Karakaya ve Cihan Gün’ü ziyaret etti.
İFADELER DEĞİŞTİ
CEBER’İN gördüğü işkenceye tanık olan bazı mahkumların vicdan azabı çektikleri için ifade değiştirdiğini belirten avukat Tanay, Engin Ceber’in emniyetteki sorgusunda da işkence gördüğünü öne sürdü. Tanan, İçişleri Bakanlığı’nın bu konuda harekete geçmesini beklediklerini ifade etti.
‘Bir garip öldü demeyecekler’
Adalet Bakanı Şahin, dün TBMM’de yaptığı açıklamada, Engin Ceber’in işkence ile ölümüyle ilgili sorumluların bulunması için çalışmaların sürdüğünü söyledi. Şahin, ‘Artık Yunus Emre’nin yakındığı gibi ‘Bir garip ölmüş diyeler, 3 günden sonra duyalar’ olmayacak’ dedi.
İşkencenin önlenmesi için yasal düzenlemelerin yetmediğini, zihniyet değişikliği gerektiğini belirterek, şunları söyledi: ‘Ceza infaz kurumlarımızın duvarları camdanmış gibi şeffaf hale getirilebilse. Çünkü biz cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerimizi misafirimiz olarak görüyoruz.’
İçişleri Bakanı Beşir Atalay da konuyla ilgili bir mülkiye başmüfettişi ve bir polis başmüfettişi görevlendirdiğini açıkladı. KENAN İSPİR
Ceber’in arkadaşları dün tahliye edildi
Metris Cezaevi’nde işkence sonucu hayatını kaybeden Engin Ceber’in ardından, kendisiyle birlikte tutuklanan Aysu Baykal, Özgür Karakaya ve Cihan Gün dün tahliye oldu. Avukatların ikinci itirazını değerlendiren Sarıyer 3. Asliye Ceza Mahkemesi ‘suçun niteliği’ ve ‘Delillerin karartılma ihtimalinin olmaması’ nedeniyle üç tutuklunun tahliyesine karar verdi.
DARP İZLERİ BELGELENDİ
OLAYIN meydana geldiği tarihte, Engin Ceper, Aysu Baykal, Özgür Karakaya ve Cihan Gün için yine Sarıyer 3. Asliye Ceza Mahkemesi tutuklama kararı vermişti. Engin Ceper işkence nedeniyle ölmeseydi şimdi o da tahliye olacaktı.
Öte yandan Ceber ile birlikte dergi dağıtırken gözaltına alınarak tutuklanan Aysu Baykal, Özgür Karakaya ve Cihan Gün’ün polis tarafından gözaltına alındığında İstinye Devlet Hastanesi’nde yapılan Genel Adli Muayenelerinde çeşitli bölgelerinde darp izleri olduğu belgelendi. Tutukluların adli muayene darp raporları özetle şöyle:
Aysu Baykal (29.09.2008): Boyun ön yüzünde ve arkasında tırnak veya parmak ile tutulma ile oluştuğu düşünülen kızarıklık, sağ dizde ve sağ dirsekte (tekme veya sürtünmeye bağlı) morluklar var.
Cihan Gün (29.09.2008): Alın sol yanda şişlik, sağ yanda kızarıklık. Özgür Karakaya (29.09.2008): Sağ omuz ve boyunda hipemezi.
APS ile gönderdik
ŞAHİN, Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın Deniz Feneri e.V. davasıyla ilgili Alman savcılardan istediği dosyayla ilgili soruları da yanıtladı. Alman savcının ‘Bize ulaşan bir şey yok’ şeklindeki sözlerinin hatırlatılması üzerine Şahin şöyle dedi: ‘Gönderildiği gün açıklamıştım. APS ile Frankfurt Başkonsolosluğumuza gönderdim. Ben posta hizmetlerinin ne kadar sürdüğünü bilmiyorum. Bunların hesabını bana sormayın.’
Hükümetin ‘özürü’ ender görülen jest
ADALET Bakanı Şahin’in, Engin Ceber’in gözaltında iken maruz kaldığı işkence sonucunda ölmesi üzerine özür dilemesi, dünyada geniş yankı buldu. Yabancı medya, hükümetin özür dilemesini ender rastlanan bir jest olarak değerlendirdi.
BBC: ‘Türkiye, hapisteki ölüm için özür diledi’ başlıklı haberde, Şahin’in özür dilemesinin Türkiye’de ‘ender rastlanan’ bir olay olduğu belirtildi. Hükümetin, işkence ile ilgili sıfır tölerans politikası hatırlatılan haberde, son yıllarda tutuklulara yönelik kötü muamele vakalarında keskin bir düşüş olduğu belirtildi.
Washington Times: Türk Adalet Bakanı’nın ‘ender rastlanan bir jestle’ Ceber’in ailesinden özür dilediğinin altı çizildi. Ceber’in polisin sert muameleyi protesto ettiği sırada gözaltına alındığı hatırlatıldı.
Guardian: Türkiye’nin özür dilemesinin ‘ender rastlanan’ bir gelişme olduğu vurgulanırken, Şahin’in, Ceber’in ailesinden özür dilediği belirtildi. Türkiye’nin, AB üyeliği kriterlerini karşılama hamlesi çerçevesinde iyileştirmeyi taahhüt ettiği insan hakları siciline ilişkin kuşkuları canlandırdığı belirtildi.
Ferhat’a 15 yıl hapis istemi
YÜRÜYÜŞ adlı dergiyi dağıttığı sırada polisin açtığı kurşunun omirliğine isabet etmesi sonucu felç olan Ferhat Gerçek hakkında, ‘Polise mukavemet’ iddiasıyla 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldığı öğrenildi. Aynı davada yargılanan polis memuru Cengiz Çalış’ın ise 10 yıl hapsi isteniyor. Gerçek, olay gününü şöyle anlattı: ‘Polis memuru, amirim dergi dağıtıyorlar yasal mı? diye sordu. Orada telsizden ben duydum, ‘Bırakın, dağıtsınlar’ dendi. Dergileri derneğe götürecektim, yavaş yavaş yürüyerek ileri gittim. Derneğin sokağından dönecektim, silah sesi geldi ve yere düştüm. Acı hissetmedim.’