
Pekin Olimpiyatlarını televizyondan izlemek zorunda kalan milli atletimiz Süreyya Ayhan, olanlar için çok üzgün. ‘Suçsuzum bunu herkese ispatlayacağım’ diyor ve gözünü 2012’teki altına dikiyor
‘Rüzgárın Kızı Süreyya’ star’a konuştu
Olimpiyatlar Pekin’de sürüyor ama siz Antalya’dasınız!
(İç çekiyor) Benim olimpiyatlarda, birincilik kürsüsünde olmam gerekiyordu ama burada olmamın sebebi ben değilim. Olanları düşününce kendimi yere göğe sığdıramıyorum, içim dolup dolup taşıyor.
Öfkeli misiniz?
Hiç hak etmediğ
im haksızlıklara uğradım. Eşimle verdiğimiz onca emeğe rağmen bu duruma düştüğümüz için çok üzülüyorum. Uzun zaman oldu ama hırsımı alamadım. Yaşadıklarımı unutamıyorum.
Yaşanan süreçte ‘ah keşke’ dediğiniz bir şey yok mu?
Keşke bu olayda haksız olsaydım, söylenenler doğru olsaydı, o zaman her şey daha kolay olurdu. ‘Hatalıydım, bedeli de bu’ derdim. Yapmadığım bir şeyden dolayı bunu yaşamak çok ağır.
NE OLDU DİYEN OLMADI
Niye uğradınız peki bu haksızlığa?
Valla bilmiyorum. Her şey 2004’te başladı. (Numune olayını hatırlatıyor) Dün gibi gözümün önünde. Daha ne olduğu anlaşılmadan, savunmamız alınmadan Spor Genel Müdürlüğü acele bir basın toplantısı yaptı ve gizli kalması gereken yazışmayı açıklayarak ‘Süreyya dopingli, hamile ya da korkmuş olabilir’ dedi. Oysa ‘Gel bakalım kızım, 2 kere numune vermişsin, 3.’yü niye vermedin, strese mi girdin, ne oldu’ demeliydi.
Sonrasında da mı sorulmadı bu?
Hayır. Bu yıl daha fena bir olay yaşadım, 4 yıl ceza aldım. Ben ‘doping yapmadım, bu bana yapıldı ya da bir şekilde bilgim olmadan oldu’ diyorum. Daha ne diyeyim! O zaman bile kimse beni dikkate alıp bir şey sormadı. Biri bir adam öldürse, ona bile sorulur. Ama bana sorulmadı, nedenini anlamıyorum.
Kendinizi harcanmış mı hissediyorsunuz?
Artık bu iş öyle bir noktaya geldi ki çoktan geçtim kendimden. Benden sonrakileri düşünüyor, spora profesyonelliğin gelmesini istiyorum.
Kendinizden, spor kariyerinizden vazgeçtiğiniz anlamına mı geliyor bu?
Hayır. Böyle neticelenmemesi için mücadele edeceğim. Sporu ben isteyince bırakırım, başkaları zorladı diye değil.
Atletizmde yaş sınırı nedir?
Yaştan ziyade moralle, sporcunun kendine bakmasıyla ilgili. Türkiye’de daha çok çevre yıpratıp da sporcuya bıkkınlık gelince bırakılıyor.
Size yönelik eleştirilerden biri de şuydu: Süreyya kariyeri değil aşkı seçti.
Aksine. Tek şey kariyerse, atletlerin antrenörüyle evlenmesini tavsiye ederim. Bu 24 saat yapılan bir iş çünkü. Antrenör 3 saat antrenman yaptırır, gider. Oysa bu insan (Kocası Kop’u gösteriyor) hep yanımda. Ne yediğimi, kaç saat uyuduğumu... biliyor. Hem iki kişinin aynı işi yapması da güç veriyor. Antrenörüyle evli bir çok atlet var. Hepsi de uzun süre zirvede kalan isimler.
BU AŞKTAN HİÇ KORKMADIM
Başarı mutlaka sizi birbirinize yaklaştırdı ama tüm bu tartışmalar daha mı çok pekiştirdi ilişkinizi?
Valla biz önceden nasılsak yine aynıyız. Beraberliğimiz bambaşka.
Nasıl bambaşka?
Herkes ilişkisini özel bulur ama ben bunu anlatacak kelime bulamıyorum. O saygı, sevgi, hayranlık bambaşka.
Sizin ilişkinizde bir hiyerarşi de var: Hoca-öğrenci durumu. Bu durum hayranlığı, bağlılığı, bağımlılığı artırabilir. Farkınız bu olabilir mi?
Hiç düşünmedim öyle de yaşamadım. Ama antrenmanda antrenör-sporcu, evde karı-kocayız biz. Dayanışma sürer. Çok yorgunsam evde yardım eder bana.
Tartışmalar nereden çıkar?
Tartışmayız ki. Benzer düşünürüz.
24 saat birliktesiniz, kavga etmiyorsunuz, tartışmıyorsunuz bile. Bir yerden sonra sıkıcı olabilir!
Olmuyor. İlişkimiz çok başka çünkü.
ÇOCUK DÜŞÜNÜYORUM
Küçüktünüz, büyüdünüz. Yücel bey başkasıyla evliydi. Yaş farkı da var. Aşık oldunuz ve bir araya gelebilmek için pek çok şeyle mücadele ettiniz. Bu güçlükler güçlendirdi belki de ilişkinizi?
Katılmıyorum. Biz sabah 7 buçuktan akşama dek günde 10 saat birlikteydik. Bu kadar uzun zaman birlikte olmak, aynı şeyler için mücadele etmek insanı ister istemez daha fazla yakınlaştırıyor.
(Yücel Kop söze giriyor) Ben o zaman Gaziantep’teydim. Süreyya Maraş’ta üniversitede okuyordu. Büyümüştü, antrenmanlar sürüyordu. Önceden de karşılıklı beğeni, bir şeyler vardı demek ki sonradan gelişti.
O ilk ‘aşık oldum’ duygusunu fark etmek korkutmadı mı sizi?
YK: Elbette korkutmuştur. Aslında korku değil de bir tedirginlik oldu, evet.
Valla ben de olmadı. Hiç korkmadım, hatta düşünmedim bile. (gülüyor)
Yeniden koşmak için cezanın bitmesini bekliyorsunuz. Bu arada çocuk düşünüyor musunuz?
Olabilir. Zaman da uygun aslında... Bebeğin sporcuya çok faydası oluyor. Vücut tamamen yenileniyor çünkü.
Atletizmde hedefiniz ne?
2012 olimpiyatlarında ülkeme altın madalya getirerek bu işe nokta koymak. Birinci olup bayrağı kaldırdığımda kendimi vatan kurtarmış gibi hissediyorum.
Süreyya Ayhan ve Yücel Kop dayanışma içinde bu zor günlerin bitmesini bekliyor.