
Bush ile röportaj da yapan Prof. İlter Turan ABD seçimlerini değerlendirdi
Dünya nefesini tuttu ‘McCain mi, Obama mı’ diye bekliyor. ABD’yi ve siyasi sistemini iyi bilen Prof. Dr. İlter Turan ‘McCain iyi konuşamasa da düşünüyor. Obama ise müthiş’ diyor.
Amerİka iki gün sonra yeni başkanını seçecek. Aslında sadece kendisine bir başkan seçmeyecek; eski gücünü kaybetmiş olsa da hálihazırdaki tek süper güç olduğu için küresel dünyanın da ‘CEO’sunu seçecek. O yüzden yeni başkanın kim olacağı, Amerikalılar kadar ilgilendiriyor Amerika dışındakileri. Son duruma göre ‘siyah’ Obama, Beyaz Saray’a çok daha yakın. Eğer o seçilirse, bu; kara kıtadan zinci
rlenerek getirilen, asırlarca sömürülen Afrikalıların melez bir torunu ‘dünyanın imparatoru’ olacak demektir. O yüzden dünya, sembolik anlamı büyük, devrim niteliğinde bir gelişmeye gebe. Tüm dünya nefesini kesti, Amerikalılar Cumhuriyetçi John McCain mi, Demokrat Barack Hüseyin Obama mı diyecek diye bekliyor. En çok da, George W. Bush bir an önce gitsin istiyor. ABD’deki seçimi ve olası sonuçlarını, 2004’te Bush ile Beyaz Saray’da röportaj yapan Bilgi Ün. Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlter Turan ile konuştuk.
Obama mı McCain mi, sizce kim göğüsleyecek ipi?
Son gelişmeler Obama’nın yarışı önde bitirebileceğini gösteriyor ancak sanıldığı kadar büyük farkla kazanmayabilir seçimi. Anketlerin yanılma paylarının sanıldığından çok olduğundan endişe edilmektedir. Bradley etkisi denilen, kişilerin sandıkta, ankete verdikleri cevaptan farklı bir oy kullanmaları söz konusu olabilir.
Irkçı bir refleks mi girebilir devreye?
Amerikan toplumunda artık, ırka dayalı bir siyasi ayrımcılık yapılmaması gerektiği anlayışı egemen ama Amerikalıların bir bölümü de siyah başkan istemiyor. Bu bir ihtimal ama hatırlatmak isterim: Kenndy için de ‘Kazanamaz çünkü Katolik’ deniyordu. Fakat toplumdaki yenilik ve değişim arzusu o kadar ağır bastı ki Katolik Kenndy başkan seçildi. Bugün Amerika ciddi sorunlarla karşı karşıya, değişim arzusu o dönemden çok daha yoğun.
Obama bunun için mi seçilir?
İşin ilginç yanı, söyledikleriyle Amerikan siyasi geleneği içinde kalıyor aslında. Büyük bir yenilik vaat etmiyor fakat siyah olması ABD siyaseti için büyük bir yenilik.
Amerikan rüyasının gerçekleşmiş hali!
Amerika’da yüzde 15’e yakın siyahî bir nüfus var. Bunlar kendilerini daima ikinci sınıflığa itilmiş gördüklerinden Obama’nın seçilmesi ufuk açacaktır. Seçilmesi bir zencinin en yüksek siyasi mevkiye talip olabileceğini, zencilerin ABD toplumunun bütünleşmiş parçası olacağını gösterecektir.
OBAMA DEĞİŞİM VE UMUT DEMEK
Herhalde Amerika’daki demokratik sistemin sağlaması da yapılacaktır?
Öyle. ABD’deki öğrencilik yıllarımda güney eyaletlerinde zencilerin tuvaletleri ayrıydı. Restoranlarda ayrı bir yere, otobüslerde arka tarafa oturmak mecburiyetindeydiler. Önemli bir bölümü de oy kullanamıyordu. 1950’lerin sonu 60’ların başından bahsediyorum. Bütün bu engeller zamanla yıkıldı. Önce kongre üyesi, sonra eyalet valisi olabildiler. Şimdi de karşımızda başkan olması muhtemel bir siyah aday var.
McCain seçilirse neden seçilir peki?
McCain ülkesine asker olarak hizmet etmiş, esir düşüp direnmiş birini temsil ediyor. Hem uluslararası alanda hem siyasette hayli tecrübesi var. Kamuoyunun ilgisini de buradan çekmeye çalışıyor.
ABD toplumu muhafazakár, hatta dindar. Mc Cain ve yardımcısı Palin de böyle bir profil çiziyor. Değişim arzusuna rağmen bunun sandıktaki etkisi ne olur?
Cumhuriyetçi partinin adayları seçim öncesinde, olduklarından daha dindar görünürler. Bush gerçekten muhafazakárdı ama öncekiler değil. Evet, Amerikan toplumunda aşırı dindar bir kesim var, bunlar Cumhuriyetçi Parti’de yuvalanmış durumda. McCain’den de pek memnun değiller. Yeterince dindar ve davalarına sadık bulmuyorlar. Ama McCain, bunların desteğini almadan bir şey yapamayacağını bildiği, bu grup da McCain’i parti kongresini meflüç hale getirmekle tehdit ettiği için Sarah Palin’i mecburen başkan yardımcısı olarak seçti.
ABD’de başkan yardımcılığı önemli bir pozisyon. Başkana bir şey olunca onlar başkan ve genelkurmay başkanı oluyor. Palin böyle bir durum için uygun isim mi?
Palin tecrübesiz, yabancı ülke olarak bugüne kadar sadece Kanada’yı görmüş, dünyayla ilgili malumatı pek mahdut, sınırlı bir isim. Bu ciddi bir sorun. Çünkü McCain kazanır ve göreve devam edemeyecek olursa, Palin gibi tecrübeye ve hatta akla ihtiyacı olan biri ABD başkanı olacak.
ABD ve tabiki dünya, George Bush gibi bir başkanı da tecrübe etti fakat?
Amerika sistemi entelektüel donanımı çok sınırlı olan Bush gibi kişileri de kaldırabilir ama sürekli böyle başkanlarla yönetilmek de ABD’nin hayrına bir durum değil. ABD’nin dünyadaki rolü itibariyle dünyanın da hayrına olmadığı ortada.
Ya Obama’nın yardımcısı Biden?
Biden dış politikada tecrübeli bir isim. Kongrede senatörlük yapmış. Başkan’ın ihtiyacı olan yasama ile yürütme arasındaki ilişkilerin yürütülmesi becerisine sahip. Dolayısıyla çok daha donanımlı.
YAKLAŞIM FARKI VAR
Obama ve McCain arasında dış politikada ne gibi metodolojik farklar var?
Irak’tan çekilme konusunda Obama daha hevesli gözüküyor. Fakat şer güçlerle mücadelede aynı derecede ciddi olduğunu ifade etmek için, önce Irak’tan çekilmeyi tek başına vurgularken şimdi ‘Karşımızda terörü destekleyen Afganistan gibi bir yer var, asıl orada üslenelim’ diyor. Obama açık ve kesin şekilde ABD’nin dış politik eylemlerde müttefikleriyle daha fazla teşriki mesai edeceğini vurguluyor. Düşman diye tanımlananlarla, gerekirse İranlılarla da konuşuruz, diyor. Yalnız Başkan binlerce işle ilgilenemez, birçok mesele bürokratlarca çözülür. Dolayısyla bunların da kendi bakış açıları, tecrübeleri var. Başkan değişimiyle değişmesini beklediklerimiz, kampanya sırasında anlatıldığı kadar kesin ve net olmaz.
Bush’un zekásı hep alay konusu oldu. Obama ve McCain’in entelektüel seviyeleri, zekáları için ne denebilir?
Konuşma düzeyiyle sınırlı kalmak kaydıyla McCain çok iyi konuşamıyor ama düşünen biri. Obama ise müthiş, herkesi etkiliyor.
Kriz için ikisi de bir şey demedi
McCain cesareti, şahinliği ve deneyimiyle favoriydi, kriz olunca Obama avantajlı hale geldi. Ama kriz seçim kampanyasında neden beklendiği kadar vurgulanmadı?
Amerikan sisteminin yerleşikliğiyle açıklayabiliriz ama bu kadar sert bir seçim mücadelesinde her ikisi de aynı tedbirler paketini destekledi. Krizin derinleşmesine yol açabilecek bir siyasi rekabete girmediler. Bunun bir nedeni de belirsizlikler. Obama ‘desteklemiyoruz’ deseydi ve kriz derinleşseydi Cumhuriyetçiler ‘Bunun sebebi bizzat Obama’ diyebilirlerdi.
Bu kadar elzem bir konudan neden, nasıl kaçıyorlar peki?
İkisi de iktisat konusunda çok donanımlı değil. Ayrıca ABD’nin bu bunalımdan çıkmak için acı reçeteleri uygulaması lazım. Ama kimse acı reçete vaat ederek seçim kazanamaz.
‘Sersem herif asıl mesele ekonomik’
Bu seçim Obama açısından 1992’de Clinton’ın seçilmesine benzetiliyor. Sizce de öyle mi?
ABD’de partiler bir seçim bitince hemen öteki için çalışmaya başlar. Adayları hazırlarlar. Oysa iki yıl öncesine dek Obama akla hayale gelmeyecek bir isimdi. Müthiş bir hamleyle partisinin adayı oldu. Bu açıdan Carter ve Kenndy’e de benziyor.
Clinton seçildiğinde Beyaz Saray’da bir Bush vardı, baba Bush. Amerikan ordusu Ortadoğu’daydı, Birinci Körfez Savaşı nedeniyle. Ve ülkede kriz vardı...
Clinton kampanyasında ‘It’s the economy stupıd’ diyordu. (‘Sersem herif esas meseleler iktisadi’). Şimdi mevcut kampanyada kriz vurgusunu pek görmüyoruz. Sağlık sigortasını getireceğini, alt yapıyı yenileyeceğini, eğitimi iyileştireceğini vb. söylüyor. Ama Demokratlar hep- devletin bu konularda aktif ve cömert olmasını ister. Obama da söylüyor ama ekonomiyi nasıl düzelteceğini o da, McCain de pek söylemiyor.
Hangisi Türkiye’nin daha hayrına?
Prof. İlter Turan ‘PKK ile mücadelede işbirliği sürer. ABD bölgede, Türkiye’nin yardımına muhtaç’ diyor.
Obama’nın mı McCain’in mi seçilmesi Türkiye’nin daha hayrına olur?
Türkiye’nin dünya ve ABD ile ilişkisi tek boyutlu olsaydı, hangi adayın daha uygun olacağını söylemek daha kolay olacaktı. McCain’in Obama’dan daha çok ilgi uyandırmasının birkaç nedeni var. İlki, Türk-ABD ilişkisinin temelinde güvenlik var, bu açıdan McCain daha donanımlı. Şu ana dek Obama’nın Türk aleyhtarı Ermeni ve Rum lobilerine karşı daha duyarlı olduğu görülmekte. Bununla birlikte başkan adaylarının adaylık dönemlerinde söyledikleriyle sonradan yaptıkları arasında farklar vardır. Ayrıca siyasi eylemler siyasi ihtiyaçlar muvazenesinde belirlenir. Bu açıdan iki başkan adayından herhangi birinin kazanması farklı sonuç çıkarmayacaktır.
Yeni başkanla PKK ile mücadelede istihbarat dahil işbirliği devam eder mi?
Orada bir değişiklik olmaz. Ancak, mesela Kerkük üzerinde giderek sertleşen Arap-Kürt rekabeti var. Bu rekabet denetimden çıksa, ABD de buna dahil olmayı düşünmese bile Türkiye tarafsız kalmaz. İşte o zaman Amerika ile ilişkilerimizde duruma göre bir yakınlaşma veya uzaklaşma olabilir.
Obama seçilirse, Ermeni meselesinde Clinton gibi ‘çark’ eder mi?
Olmaz diyemeyiz fakat Amerikan Kongresi, kendisinin bir işini halletmekte yardımcı olacak bir başka kongre üyesine borcunu ödemek için fikir sahibi olmadığı konularda onun istediği gibi oy kullanan adamlarla doludur. Parti disiplini yoktur. O yüzden Ermeni tasarısını durdurabilmek için Başkanlığın aktif görev üstlenmesi gerekir. Ancak Başkanlar da Kongrenin işlerinde ellerindeki kısıtlı siyasi sermayeyi harekete geçirmeyi istemezler. Mesela Obama hükümeti Kongreye ‘Bu Amerika’nın zararına’ diye mektup yazabilir ama sonuç alamazsa, bize ‘uğraştık ama olmadı’ da diyebilirler.
Obama başkanlığa daha yakın. Ankara Obama’ya ne kadar hazır?
Ankara kim başkan olursa onunla çalışma durumunda. Obama Irak’tan daha hızlı çekilmek ve Irak’ta güç boşluğu olmasın diye Türkiye’den destek isteyecektir. Keza Afganistan için de talepleri olabilir. Ankara iki konuda çalışmıştır. Kafkaslar, enerji ve Ermeni meselesi için de. Ama bizim yeni yönetimden ne isteyeceğimiz de önemli. Obama aslında çok şanslı. ABD’nin iyi yetişmiş, donanımlı, dünyayı bilen büyük bir kesimi onu destekliyor. Bu kaynağı iyi değerlendirirse Bush yönetimine nasip olmayan güçlü takımlar kurabilecektir. Bunların önemli bölümü bizim de temasta olduğumuz düşünce kuruluşlarıdır.
ABD başkanlarıyla bizimkiler bir araya geldiğinde kimin Başkan olduğu hemen belli olurdu. Durum son yıllarda değişti sanki ama niye böyle olurdu?
Kültür farkından kaynaklanan bir durum sanırım. Türklerde bir saygı anlayışı var. Bu, bir resim olarak karşınıza çıktığında, bir taraf diğeri karşısında ezikmiş gibi görünüyor ama doğru değil. Mesela rahmetli Ecevit’in Clinton’la böyle bir resmi vardı. Aslında o resim Ecevit’in nezaketinin ifadesiydi. Yoksa aynı Ecevit ABD’nin telkin ve tehdidine rağmen Kıbrıs harekátını yapmıştır. İki ülkenin yöneticileri arasında statü olarak eşitlik dışında bir şey düşünülemez.
McCain Moore’dan Bush gibi çekecek
Amerikan halkı yapacağı seçimin sadece kendilerini değil, dünyayı, burada bizi de ilgilendirdiğinin ne kadar farkında?
Farkında bile değil. O kadar içe dönük bir toplumdur ki tahayyül edemezsiniz. Ama sonuçta seçim, bir iç politika konusudur. Dış politikayı ilgilendiren konular da bile. Mesela ABD’nin dış politik konularından biri, Irak’tan askeri olarak çekilmektir ama Amerikalılar için bu da iç politikadır, ‘çocuklarımız orada ölüyor, çok para gidiyor burada işimiz bozuluyor’ derler.
BBC 22 ülkede bir anket yaptı. Tamamı ‘Obama’ diyor, büyük değişim bekliyor. Ama Obama’ya bir tür ‘mehdi’ gibi yaklaşılıyor sanki. Neden?
Obama’ya duyulan bir hayranlık var tabi ama naçiz kanaatime göre; asıl neden Cumhuriyetçi Parti’ye ve Başkan Bush’a karşı duyulan büyük hoşnutsuzluk. ‘Biz Bush’u istemiyoruz’ deniliyor aslında.
Michael Moore iktidarı boyunca Bush’un canına yetmişti! Moore, Obama ya da McCain; yeni başkanı nasıl eleştirir sizce?
Michael Moore Obama’nın kazanması halinde uzun süre memnuniyetini bildirecektir, bir kere. McCain’in seçilmesi halinde ise Bush’a ne yaptıysa aynısı ona da yapacaktır.