
Nobel’in hayatını da yazarlığını da değiştirmediğini söyleyen Orhan Pamuk ‘Bir yazarsanız sonuçta boş bir sayfayla başbaşasınızdır. Üç satır bile yazamazken Nobel yardım etmez size orada’ diyor
Nobel’den önce ve Nobel’den sonra diye bir şey var mı hayatınızda?
Çok yok. Ben Nobel almadan önce de dünyada Nobel almış pek çok yazardan -ve Türkiye de tabiîki- daha ünlüydüm. Nobel alınca da ünüm arttı. Hayatım da değişti evet, daha da yoğunlaştı. Belki milyonlarca yeni okur buldum ama zaten milyonlarca okurum vardı. Nobel’den önce 46 dile çevrilmiştim, Nobel’le bu sayı 58 oldu.
Yazarlığınız üzerinde nasıl bir etkisi oldu Nobel’in? Nobel alan bir daha yazamaz, denir.
Ama o yazarlar yaşlı oldukları için yazamıyorlardır aslında. Belki, Nobel’in ilgisine çok kapılıp masalarından uzaklaşıyorlardır. Bense bu romanın ortasındaydım Nobel aldığımda. Törenden önce Stockholm’deyken otel odasında bile sabahları yazıyordum çünkü çok seviyordum. Siyasi baskılar da oldu, zor günler de oldu. O günlerde romanımı yazmaya çalışıyordum.
HER NOBEL ALAN DA SATMIYOR
Nobel’e layık görülen yazar zaten büyük yazardır ama, Nobel beklentileri de yükseltir ister istemez. Nobelli olmanın ‘daha sağlam, daha kusursuz, mükemmel bir roman çıkartmalıyım’ dedirten bir baskısı da mı olmadı?
Nobel’i aldığım gün kitabı bitirmiş, o kitapla Nobel almış olsaydım ya da sıfırdan yeni bir kitaba başlasaydım olurdu belki. Ama Masumiyet Müzesi’ni 4 yıldır yazıyor, kitabımı seviyordum. Nobel’in ‘şimdi bana, kitabıma daha çok ilgi olacak, bir an evvel bitireyim de görsünler’ etkisi oldu daha çok.
Ödül almak; kabul ve takdir edilmek demek. Siz Nobel öncesinde de Türkiye’de ve yurtdışında büyük ödüller almıştınız ama şüphesiz Nobel de dünyadaki en büyük edebiyat ödülü. Nobel’i alan yazar bir anlamda ‘büyük onay mercii’ni de kaybetmiş oluyor. Nobel size de bunu kaybettirdi denebilir mi?
Denebilir. Edebiyatta ödüller elbette sizi mutlu ve teşvik eder. Hayatımın sonuna kadar bana başka ödüller de verirler ama ben ödül için yazmıyorum ki. En büyük ödül okurların sevgisi ilgisidir. Nobel bana bunu hayatımın sonuna kadar verdi. Masumiyet Müzesi Türkiye de dahil 30 ülkede gerçekten beklendi, bekleniyor. Bunu bilmekten daha büyük ödül yok ki! Şimdi benim derdim bu ilgiyi, sevgiyi kaybetmemek. Bir kitabı okunup sevilince Nobel’den daha çok seviniyor insan. Sizi kuşaklar boyunca okutacak şey Nobeller değil okurların söyledikleri olacak. Evet Nobel, okurun ‘neymiş bakalım Orhan Pamuk’ deyip elini kitaba uzatmasına yol açar. Ama bir kitaptır o. O kadar. Her Nobel alanın kitapları benimki gibi satmıyor.
Özellikle edebiyatçılarda seçilmiş, yeteneklerle donatılmış özel insanlar oldukları yönünde güçlü bir duygu var. Bu, egoyu zaten şişiren bir şey ama üstüne bir de Nobel almak kişiyi daha da kibirli hale getirebilir mi?
Ben de herkes gibi böyle duygulara kapılırsam aklım beni yine dengeli, doğru dürüst biri olmam için uyarır. Zaten bir edebiyatçı olarak kendinizi ne kadar beğenirseniz beğenin, en sonunda boş beyaz bir sayfanın karşısındasınızdır. Bazen hiçbir şey yazamam, beğenemem kendimi. En büyük eleştirmeniniz yine kendinizsinizdir. Üç satır yazamazken Nobel yardım etmez size. 34 yıldır yazıyorum, bir sürü şeyle mücadele ettim, kendime güvenim var. Okyanus aşmak gibi tıpkı. Sekiz kitap yazdım, sekiz kere aştım okyanusu. Roman biraz da bir kaptanın sezgisi gibi bir sezgiyle yazılıyor. Yanlış sezgiyle giderseniz karaya oturursunuz. İstediğiniz gibi yazamazsınız. İnsan alçak gönüllü olmayı esas yazarken öğrenir.
İÇERLEDİM AMA MUTLUYUM
‘Nobel’in büyük coşkuyla karşılanmamasına belki içerlemişimdir ama artık bunlarla meşgul değilim. Mutluyum. Hayatta istediklerini başarmış bir insanım. Beni anlamadılar demem. Benden öncekileri anladılar mı? Hepsini hapse attılar. Ben hiç olmazsa hapse girmedim.’
En sevdiğim kitaplarım
Bir okurunuz olarak bütün kitaplarınızı seviyorum ama Benim Adım Kırmızı, benim için başka. Sizin için de romanlarınız arasında böyle bir fark var mı?
Bunu söylememem gerekir ama Kara Kitap, Benim Adım Kırmızı, Masumiyet Müzesi ve İstanbul bana daha yakın. Kendimi daha çok ifade ettiğimi hissederim. Bazı kitaplarımda belki otobiyografik ayrıntı vardır, bunlarda ulaştığım derinliklerde ise benden bir şeyler vardır.
Seviliyor olmam bir mucize