
Murat Uncu, 38 yaşında. 20 yıldır kitapçılık yapıyor. Beş ay önce Beyoğlu Meşrutiyet Caddesi’nde Kitap İçin adlı bir kitapevi kurdu. Gece 12’ye dek hizmet veriyor. 15-20 liralık ‘kaliteli’ kitapları 1, 2, 3 liraya satıyor. Uncu’yla bu işi neden ve nasıl yaptığını konuştuk
Dört kitap parasına 40 kitap
Bazı projeleriniz olduğunu duyduk?
Beyoğlu ilçesindeki ilköğretim öğrencilerinin her yıl Avrupa ortalaması kadar kitap okumalarını sağlamayı hedefliyoruz. Diyelim 40 kitap. Biz bu 40 kitabı 4 kitap parasına vermeyi deneyeceğiz.
Binlerce kitap satacaksınız yani?
Okullara toplu kitap satmak gibi bir pazarlama stratejimiz filan yok. Okuma oranının yükselmesine destek vermek istiyoruz. Bunu da illa tek başıma yapacağım demiyorum.
Başka?
New York’ta Strand diye bir kitapevi var. Kitaplarını sırt kısmı dışa gelecek şekilde yan yana koyunca uzunluğu 18 mil (28,8 km) oluyormuş. Bununla övünüyorlar. Biz de imreniyoruz.
Ve?
Beyoğlu ile Cağaloğlu arasına kitapları yan yana koyarak bir sergi açmayı planlıyoruz. Galatasaray’dan Babıali’ye bir kitap köprüsü kurmak istiyoruz.
Bu konuda girişimde bulundunuz mu?
Beyoğlu Belediyesi ve Kültür Bakanlığı’yla temas halindeyiz.
Kitapçılık dışında bir iş yapıyor musunuz?
Sahaflık ilk defa AK Parti Hükümeti döneminde, iki yıl kadar önce, bir iş kolu olarak tanımlandı. Bir de... Türkiye Sahaflar Birliği Derneği Yönetim Kurulu üyesiyim (gülümsüyor).
15-20 liralık kitabı üç liraya satıyorsunuz. Çalan vermez. Nasıl oluyor bu?
Biz, yayınevlerindeki elde kalan, stok fazlası kitapları profesyonelce yeniden harekete geçiriyoruz.
Halkımız kitap okuyor mu?
Bazı istatistiklere göre Türkiye’de 60 kişiye yılda bir kitap düşüyor. Utanıyoruz.
Niye utanıyorsunuz?
Yaşadığımız coğrafya, devraldığımız kültürel mirasa rağmen kitaplardan uzak olmamız büyük ayıp. Bizim tıpçımız da hukukçumuz da işçimiz de ilkokul öğrencimiz de okumak zorunda. Aksi takdirde dünyaya mahcup oluruz.
Ucuz kitap satmanın yararı ne?
Bizde iki tip okuyucu var. Biri, maaşının bir kısmını kitaba ayırabiliyor. Diğeri kıt kanaat geçiniyor, kitap alacak parayı zor denkleştiriyor. Biz, kitaba para ayırabilene daha çok kitap alma imkanı sunuyoruz. Dar gelirliye de olabilecek en uygun fiyatla kitap satıyoruz.
Kitabın ucuz olması yeterli mi?
Değil. Özenli, editör desteğinden geçmiş, düzgün çevrilmiş kitabı ucuza bulabilmek önemli.
Özensiz kitaplar mı var?
Hem de çok fazla. Özellikle de Batı klasikleri ve çocuk kitaplarının çoğu lalettayin. Bu tür kitaplar üreten yayınevlerinden bazıları stoklarını bize devretmek istiyor. Kabul etmiyoruz.
Okuyucu kitabın iyisi ile kötüsünü ayıramıyor mu?
Yazarları, çevirmenleri, yayınevlerini yakından tanıyan okuyucu sayısı çok az. Biz, tecrübemiz, bilgimiz nispetinde ayıklama yapıyoruz ve kıymetli kitapları okura sunuyoruz.
Hangi yayınevlerinin kitaplarını satıyorsunuz?
İletişim, Metis, Agora, Sel, Can, İthaki, Tarih Vakfı, Düzlem, Literatür, Kitap Yayınevi, Altın Kitaplar, Sistem... gibi yayınevlerinin kitaplarını. Birikim, Toplumsal Tarih, Tarih Ve Toplum ve Geceyazısı dergilerinin tüm stokları bizde.
SU İÇER GİBİ ‘KİTAP İÇMEK’
Kitap İçin adı nereden geliyor?
Yazar Selçuk Altun’un şahane kitabından. Kendisinden izin almamıştık, sağ olsun, ses etmedi. Kitap için, hem ‘kitap uğruna’, hem de ‘su içer gibi kitap için’ anlamına geliyor (gülüyor).
‘Kelepir’ kitapevleri vardı. Siz de onun bir benzerini mi yapıyorsunuz?
Bizim farkımız şu: Biz her kitabı almıyoruz, seçiyoruz. Yayınevleri de bize kitabı ayağa düşürmediklerini bilerek, gönül rahatlığıyla veriyorlar.
Yayıncılar sizinle çalışmaktan memnun mu gerçekten?
Kesinlikle. Çünkü biz nakit çalışıyoruz. 500 ayrı kitap yayınlamış bir yayınevi, diyelim 100 kitabını satıyor. Biz stoktaki kitapları raflarımıza taşıdığımızda, o kitaplar yeni çıkmış gibi oluyor. Yayınevinin de gücü ortaya çıkıyor.
İnsanlar kitaplarınızın fiyatlarını duyunca ne diyor?
Başta kuşkulanıyorlar. ‘Niye bu kadar ucuza satıyorsunuz?’ diyorlar. Bir de ‘Bunlar korsan mı?’ diye soran çok oluyor.
Kitaplarınızın çoğu üç lira. Neden?
Kendiliğinden oluştu bu. 3 liraya okuyucu da, yayınevleri de, biz de çok alıştık.
Erkekler mi, kadınlar mı çok okuyor?
100 müşterimizden 70’i kadın. Kadınlar çok okuyor; kesin. Eğer bu kadınlar çocuklarına kitap sevgisi aşılarsa, Türkiye’nin önü açılır.
Bu işten çok kazanıyor musunuz?
Çok az kitap okunan Türkiye’nin en ucuz kitapçısıyız, nasıl çok kazanalım?
İdealist misiniz?
Açıkçası... öyleyiz. Küçük bir çocukken annemiz bize 50 kuruş, 1 lira harçlık verirdi. O parayla kitap alamazdık. Bugün çocukların bu azıcık harçlıklarla gazlı içecek, boyalı şeker yerine kitap alabilmeleri için, ‘kitap için’ çalışıyoruz.
Yıldız Tilbe gece yarısı geldi