ANASAYFA - STARGAZETE.COM

Dağları delecek bir aşk henüz çıkmadı - RÖPORTAJ

Dağları delecek bir aşk henüz çıkmadı  

Dağları delecek bir aşk henüz çıkmadı

27 yaşındaki Melis Birkan önce Barda, sonra Ulak şimdi de bu hafta gösterime giren Issız Adam adlı filmde karşımıza çıktı. Filmde Ada adlı genç bir kızı canlandıran genç oyuncu ‘Aşkta sınır tanımıyorum, gözü kara gidiyorum. Ama dağları yıkacak bir aşkım olmadı’ diyor

Türk Sineması hem üretim olarak hem de yepyeni isimlerle kendini aşıyor. Filmlerin sayısındaki artış, ne yazık ki içeriğinde o kadar da kendini belli etmiyor. Fakat oyunculuklara gelince kalitenin arttığını daha bir gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Özellikle kadın sanatçılara her filmde yepyeni isimler katılıyor üstelik oyunculuk kabiliyetleri de ümit verici. Bu hafta vizyona giren Çağan Irmak’ın son filmi Issız Adam’da oynayan 27 yaşındaki Melis Birkan son dönemlerdeki üretimleriyle mercek altına alınması gereken isimlerden.

İlk filmi Amerikalılar Karadeniz’de 2 ile ismini duyduğumuz genç oyuncu, daha sonra Serdar Akar’ın tartışmalı filmi Barda’da tecavüze uğrayan bir kızı canlandırdı. Burada Nejat İşler ile karşılıklı oynayan güzel yıldız üçüncü filminde ise sinemamızın ayrıcalıklı yönetmenlerinden Çağan Irmak’ın yine bol tartışma çıkaran filmi Ulak’ta karşımıza çıktı. Çağan Irmak ile beraberliği sürüyor, yönetmenin bu hafta vizyona giren filmi Issız Adam’da oynuyor Birkan. Sinemaya tesadüfen giren, Çağan Irmak ile bir röportaj sonrası tanışan Birkan, Issız Adam’da Ada adlı çocuklar için masal kahramanlarının kostümlerini diken bir genç kızı canlandırıyor ve bir gün karşısına aşık olacağı Alper çıkıyor... İşte Melis Birkan’ın film ve oyunculukla ilgili anlattıkları...

Issız Adam filminin kadrosuna nasıl dahil oldunuz?

Çağan Irmak beni aradı ve projesinden bahsetti. Daha sonra senaryoyu okudum ve çok beğendim. Benim için özellikle aşk filmi olması çok önemliydi. Tam da ‘Neden tam anlamıyla bir aşk filmi çekilmiyor?’ diye düşünürken Çağan’ın telefonunu aldım.

HAYAT SÜRPRİZLERLE DOLU

Filmde nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?

Karakterimin ismi Ada. Günümüzde kentte yaşayan, kadınların problemlerini yaşayan ve bunlarla beraber kendine bir hayat kurmuş, sıradan, hayatta her zaman karşılaşabileceğimiz bir genç kız. Onun da aşkla ilgili konularda olurları, olmazları var. Ne kadar kontrollü yaşasak da gerçek hayat sürprizlerle dolu. Ve aşk birden karşınıza çıkabilir. Bir anda tüm dünyanız değişir. Filmde böyle sürprizler var.

Aşkta sınır tanımayanlardan mısınız?

Hangimiz tanıyoruz? Ya da hangimiz ‘Aşk şurada’ deyip gidebiliyoruz yanına? Eğer aşk sizi buluyorsa, zaten sınır tanımadan, gözü kara gidiyorsunuzdur. Aşkın tanımı da budur. Ama ‘Benim aşkım şöyle olmalı’ falan gibi sınırlarım da yok. Aşkı yaşadım, aşık da oldum tabii. Ama çok sınırlarımı zorlayıp, uç bir şey de yaşamadım. Dağları yıkacak bir aşkım olmadı.

Çağan Irmak’ın duyarlılığıyla aşk temalı bir film oldukça ilginç. Çünkü en duyarlı yönetmenlerden biri. Bu noktada ne hissettiniz?

Aslında ilginç değil, bence çünkü filmlerine baktığınızda hiçbirinin birbirine benzer bir yanı yok. Kendisinin de söylediği gibi o kendini tekrar-lamayan bir yönetmen. Benim tek düşündüğüm ‘Acaba bu sefer onun hikayesi ne?’ oldu. Diğerlerine benzeyeceğini düşünmedim, çünkü o gerçekten farklı.

Çağan Irmak, Serdar Akar ve Kartal Tibet ile çalıştınız. Sinemada proje bulmak zorken, bu isimlerle çalışma fırsatını nasıl buldunuz?

Ben değil onlar beni seçiyor. Yıllarını bu işe vermiş, bu işin eğitimini almış insanlar var. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Modern Bale ve Dans Bölümü mezunuyum ve şu an çok farklı bir iş yapıyorum. Bu kadar tecrübesizken, onlar beni seçti ve bu bir şans. Onların bana verdiği bu şansı en iyi şekilde, elimden geldiğince değerlendirmeye çalışıyorum. Bundan sonrası da onların bileceği iş...

Geçmişte tükürdüğümü şimdi yaladım

Modern dans eğitimi aldınız. Bu eğitiminizin oyunculuğunuza katkısı var mı?

Şöyle faydası var; ortaokuldan beri konservatuarda okuyorum. Dans, müzik ve tiyatro iç içe. Yedi yıl AKM’de sahneye çıktım, çocuk oyunlarında oynadım. Bu da kolay kolay elde edemeyebileceğiniz bir tecrübe. Bunun çok büyük faydalarını görüyorum yaptığım işte. Tabii dans eğitimi alırken oyunculuğuma yararlı olacak diye bir düşüncem yoktu. Ben en başından beri ‘Oyuncu olmayacağım, çünkü bunu okuyanlar var. Herkes okuduğu işi yapsın’ diye çok büyük laflar ettim. Sonra da o tükürdüğümü bir güzel yaladım. Oyunculuğumu beğenenler hep ‘Bizim için ritim ve beden kullanımı çok önemli’ dediler. Bunu da oyunculuğum içinde kullanabiliyor olmam benim için çok büyük bir avantaj oldu.

Dizi oyunculuğuna nasıl bakıyorsunuz?

Dizi oyunculuğunun çok yorucu bir tarafı var ama ben dizi oyunculuğundan çok beslendim ve çok fazla şey öğrendim. Orada çok farklı bir pratik alanınız var. Filmde belirli bir süreniz var ve ciddi bir şekilde konsantre olup rolünüzü oynamanız lazım. Sinemada böyle bir zorluk varken dizide de aynı karakteri hem dozunda tutarak hem de bunun kaç hafta süreceğini bilmeden ya 10 bölüm, ya üç sene, yorumlamanız gerekiyor. Karşı tarafı sıkmadan, anlatacaklarınızı tüketmeden, bir şekilde işlemeniz gerekiyor. Bu ciddi bir kontrol sanırım, bu kontrolü kurmayı ve kullanmayı öğreniyoruz. Sürekli düşünmenizi, pratik kurmanızı ve kendinizi geliştirmenizi istiyor televizyon dizileri.

Bir röportaj sayesinde Çağan Irmak ile tanıştım


Çağan Irmak ile yolunuz nasıl kesişti?

İlk röportajımda, en çok beğendiğim yönetmenin olduğunu söylemiştim. Kendisi de o röportajı okumuş. Ulak’ı çekmeden önce beni aradı ‘Benimle çalışmak istiyormuşsun’ dedi. ‘Evet, çok istiyorum’ dedim. Yani çok güzel bir tesadüf oldu.

Son dönemlerde çok yetenekli kadın oyuncular çıktı. Bu bağlamda yazılan senaryolarda kadın rollerinin daha mı derinleştiğini düşünmeliyiz? Bu kadar yetenekli insanın bir arada bulunmasını neye bağlıyorsunuz?

Şanslıyız çünkü çok fazla film çekilen bir dönemdeyiz. Umarım günümüzdeki hareketlilik, sadece bir dönem olarak kalmaz ve geleceğe uzanır. Ben bu işi yapmaya başladığımda sinema ve televizyon için böyle bir ivme oldu, biz de bunlardan bir şekilde besleniyoruz. Ama bu tabi ki yönetmenin sizi seçmesi, sizin de projeyi seçmenizle başarıya ulaşıyor. Mesela izlediğim dizi olsun, film olsun hiçbir projede de ‘Aa ben burada olsaydım’ demedim. Çünkü gördüğüm şeyin içindeki insanla güzel olduğuna inanıyorum ve onu öyle seyretmeyi seviyorum. O yüzden sadece önüme gelenle ilgileniyorum.

Ulak’ta Çetin Tekindor ve Şerif Sezer gibi büyük oyuncularla oynamanın size etkisi ne oldu?

Bu başka bir keyifti, başka bir tattı. Kimi zaman sette oturup o efsane isimleri sadece seyrettiğimiz bile oldu. Gerçekten bir dersle öğrenilecek şeyler değildi. Her anından her karesinden öğrendiğimiz çok şey vardı.

SERDAR AKBIYIK
sakbiyik@gmail.com
Tarih: 9 Kasım 2008 Pazar, 05:45

ÖNE ÇIKANLAR

serdar akbıyık
Fadime Özkan Arşivi
MURAT MENTEŞ - PAZAR RÖPORTAJLAR

YAZARLAR ARŞİVİ  

  • Yazar
  • Yıl
  • Ay
['http://91.93.103.35/reklam/staregazetebanner.swf','305','150']
star RSS KAYNAKLARI

SON DAKİKA

HAVA DURUMU  

İl:

FOTOGALERI BÖLÜMÜNE GİTMEK İÇİN
star CUMARTESİ
star PAZAR
star SPOR
AÇIK GÖRÜŞ
star EGE
pek yakında
Star gazetesi haber ihbar hattı
star mobil

MENÜ

REKLAM

www.yirmidort.tv

SON DAKİKA

SİTEDE ARA