
Polisiye roman ikinci sınıf edebiyat mıdır? Mayk Hammer’ın Türk yazarları kimler? Peyami Safa’nın en iyi romanı hangisi? Polisiye roman okumanın faydaları neler? Edebiyat klasikleri arasında polisiyeler var mı? Korkmayınız Mister Sherlock Holmes! adlı kitabın yazarı Erol Üyepazarcı anlatıyor
Yazar Erol Üyepazarcı, tek başına, Osmanlı’dan günümüze Türkiye’de polisiye romanın tarihini yazdı: Korkmayınız Mister Sherlock Holmes! Bu ansiklopedik eseri, Oğlak Yayınları bastı. Bin 200 küsur sayfa. İki cilt. Bu alanda yapılmış tek çalışma. Tam anlamıyla bir anıt. Geniş kapsamlı ve ayrıntılı. Polisiye hakkında bilmek istediğiniz her şey bu kitapta var. 50 yıldır polisiye okuyan, kitaplığında üç binden fazla polisiye roman bulunan bu İstanbul beyefendisiyle evinde buluştuk, konuştuk.
Polisiye roman nedir?
Muamma içeren suçun hikayesidir. Muamma sadece katilin kim olduğunun gizlenmesi değildir.
Tek başınıza, ansiklopedi niteliğinde bir kitap yazdınız. Neden?
Türkiye’de edebiyat hakkında çokça eleştiri, inceleme kitabı olmasına rağmen, polisiye romanı tanıtan hiçbir araştırma yayınlanmamıştır. Bu duruma kızdığım için bu kitabı yazdım.
20 yıllık emeğinizin ürünü ortaya çıktı. Nasıl hissediyorsunuz?
Seviniyorum. Kitabı yazarken de çok keyif aldım.
İlk okuduğunuz polisiye roman hangisiydi?
Varlık Yayınları’ndan çıkan, Frederic Dannay ile James Yaffe’nin birlikte yazdığı ve Ellery Queen imzasıyla yayımlanan Aradaki Silah’tı. O kitap hala duruyor. Aldığım kitabı atamam. 1950’lerin başlarıydı...
Polisiye edebiyat, ikinci sınıf edebiyat mıdır?
Polisiyenin düşük nitelikli sayılmasına çok gıcık oluyorum. Özellikle bizim aydınlarımız uzun yıllar bu manasız görüşe bağlı kaldılar. Peyami Safa, Kemal Tahir gibi yazarlarımız kendi isimleriyle polisiye yazamamışlardır.
Onların polisiyeleri iyi miydi peki?
Peyami Safa, dünya polisiye romanları arasında da saygın bir yeri olabilecek Selma ve Gölgesi adlı bir eserini Server Bedi imzasıyla yayınlamıştır. Halbuki, Matmazel Noraliya’nın Koltuğu’ndan daha iyi bir romandır. Kemal Tahir’in Mayk Hammer’ları, özgün Mayk Hammer’lardan her bakımdan daha iyidir. Kemal Tahir de F.M. İkinci adını kullanmıştır.
F. M. neyin kısaltması?
Mayk Hammer’ın yazarı Mickey Spillane’in asıl adı Frank Morrison Spillane’dir. F. M. oradan geliyor. İkinci de, ‘Frank Morrison birinci, ben ikinciyim’ manasındadır.
HAMMER ÇILGINLIĞI VARDI
Türkiye’de 300’e yakın sahte Mayk Hammer romanı yayımlandığını söylüyorsunuz...
Çılgınca, değil mi? (gülümsüyor) 1950’lerde Çağlayan Yayınevi Mayk Hammer romanlarını Kemal Tahir çevirileriyle yayımladı. 6-7 kitaptır. Her biri 100 bin civarında sattı. Sonra yazar Mickey Spillane Yehova Şahitleri’ne katılıyor ve günah diye roman yazmayı bırakıyor. Talep var ama adamın kitabı yok. Kemal Tahir de hapisten çıkmış, yeni evlenmiş, ona teklif ediyorlar, o da yazıyor. Fakat sahteliğe başvurmuyor. Yazan: F.M. İkinci diye geçiyor. Kemal Tahir tutuklanıyor yine. O zaman başka yazarlar ve yayınevleri de işin içine giriyor.
Kimler mesela?
Bunların 150’ye yakınını Afif Yesari yazmıştır. Her hafta bir kitap! Milli Kütüphane’nin internet sitesine girin, Mickey Spillane yazın, o 300 kitap karşınıza çıkar (gülüyor). Yazarın haberi yok bu kitaplardan!
Afif Yesari, Mayk Hammer şampiyonu yani?
E öyle. Afif Yesari, ayrıntılı bir New York rehberi buluyor. Hayatında gitmediği şehrin sokaklarını, dükkanlarını bir bir anlatıyor. O da Mayk Hammer gibi içkiye düşkün biri. Bir gün mide kanaması geçiriyor. Doktor içkiyi yasaklıyor. Afif Yesari, Mayk Hammer’a da mide kanaması geçirtip ona da içkiyi yasaklatıyor! Afif Yesari çelimsiz bir adam. Arkadaşları içki içmediği için onunla alay edince bir şey yapamıyor. Mayk Hammer ise içki içmediği için takılanların ağzını burnunu kıryor! Bu da bir tür Mayk Hammer terapisi.
Kitabınızda Fethi Naci, Mina Urgan gibi saygın edebiyatçıların polisiyeye bakışını nazikçe eleştirmişsiniz?
Fethi Naci, polisiye romana çok meraklıydı. Fakat Dashiel Hammett’dan çok iyi bir yazar diye bahsettiği bir yazısında, polisiye okurunu küçümsüyor. E, rahmetli kendisi de polisiye okuruydu? Mina Urgan da polisiyeyi cinayet romanı olarak ele alıyor.
Halbuki?
Cinayetsiz, dedektifsiz çok iyi polisiye romanlar da vardır. Hatta bazı polisiyelerde suçlu, kurban ve dedektifin aynı kişi olduğu da görülür. Agahta Christie’nin On Küçük Zenci kitabında dedektif yoktur.
SUÇ, GENLERİMİZDE VAR
Polisiyenin ‘düşük’ kabul edilmesinin nedeni suçtan, suçludan bahsetmesi mi?
Büyük ölçüde öyle. Fakat suç, toplumun genlerinde vardır. Edebiyat; toplumu ve insanı anlamamıza zemin hazırlar. Toplumu da insanı da deşifre edecek en önemli şeylerden biri de suçtur. O nedenle, suçtan söz edilmesini bayağılık gibi görmek akıl kárı değildir.
Polisiye okumanın başka faydaları...
Okuma alışkanlığı kazanmanın en ideal yolu, polisiye okumaktır. Polisiye bir de insana kaçış zevki verir. Sizi başka bir dünyaya götürür. Katili kitaptaki dedektiften önce bulmaya çalışırsınız. Bu yarış zevki kolay bulunmaz.
Sizin gibi bir İstanbul beyefendisinin kanlı cinayetler, büyük suçlardan bahseden kitaplar okuması biraz ilginç değil mi?
Tam tersine, bir eleştirmenin de dediği gibi; hayatımızda hiç cinayet işlemeyeceğimiz için polisiye okuruz.
İşe yaramaz polisiye romanlar yok mu?