Bunu bir Türkiye vatandaşına söylemek, böyle bir ‘ırkçılık’ yaftasını insanımıza, hele bu ülkenin Başbakanına yakıştırmak ayıpların en büyüğüdür!
Tayyip Bey ‘biz Osmanlı’nın torunlarıyız, 500 yıl önce kapılarını İspanyol kıyamından kaçan Musevilere açan insanların soyundan geliyoruz’ diyor... Saçma sapan biri kalkıp ‘İsrail’le ilişkilerimizi keselim!’ deyince Tayyip Bey’in yanıtı:’ Biz devlet yönetiyoruz bakkal dükkanı değil!’ oluyor. Sonra bir basketbol maçında, bir avuç kendini bilmezin yaptığı saygızlığı ve terbiyesizliği, bir ulusa fatura olarak çıkarıyorsunuz!
Türkiye’nin utanmaz ırkçıları yok mu? Elbette var! Her ülkenin olduğu gibi. Örneğin Osmangazi Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Niyazi Çapa ve bir avuç arkadaşı!! Ellerine pankartlar almışlar, sırıtıyorlar kameralara bakıp. Ne mi yazıyor pankartlarda? Ayıpların, saygısızlıkların en büyüğü belki de. ‘Köpeklere giriş serbesttir... Bu kapıdan Yahudiler ve Ermeniler Giremez!’ Buyrun!
Bir devleti politikaları nedeniyle eleştirirsiniz! Ama bireyleri suçlayıp hakaret edemezsiniz! Hele dinleri, ırkları asla!
O zaman başkaları da kalkar senin dinini, soyunu sopunu dolar diline!
Niçin ‘İslam Terörü’ lafına bunca karşı çıkıyor ‘Terörün dini, ulusu yoktur’ diyoruz?
Türkiye’de, hepimizin başarısıyla övündüğü, dostumuz olan Yahudi, Ermeni, Kürt, Çerkez, Arnavut kökenli yurttaşımız var!
Bu topraklarda yaşayan insanlar hiçbir zaman ırkçı olmamıştır! Derin Devlet yanlış işler yapmıştır; 6-7 Eylül olayları gibi... Refik Saydam’ın, İnönü’nün Başbakanı olduğu 1939’da, Naziler’e yaranmak için, Anadolu Ajansında çalışan Yahudi memurları kovması gibi... Ama insanımıza ırkçı demek hem ayıptır, hem de haksızlıkların en büyüğüdür! Kendini bilmez 50-100 kişi, koskoca 70 milyonu bağlamaz, bağlayamaz!
Bizim sorunumuz İsrail Devleti’nin, Gazze’de kullandığı, akıllara ziyan, orantısız güçtür! Çoluğa çocuğa atılan bombalardır. Yoksa kişilere değil... Hele Türkiye vatandaşı olanlara hiç mi hiç değil!!
Denizbank’a teşekkürler
Hem ‘Bilinmeyen Yönleriyle Cumhuriyet Tarihi’ hem de ‘Cumhuriyet’in Kurulduğu Yıl Türkiye Ekonomisi’ adlı iki muhteşem kitap göndermiş
Hakan Ateş kardeşim, DenizBank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı.
Altına da çok güzel bir not düşmüş ki, beni aldı ilk gençlik yıllarıma, TRT’nin o dostluk, kardeşlik ve sevgi dolu günlerine götürdü. Çocuk Saati tayfasındandı Hakan, film seslendirirdi Ankara’da. Şimdilerdeyse DenizBank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı. Nasıl da göğsüm kabardı, iftihar ettim seninle inanmazsın. Gözlerinden öperim; bu güzel kitaplar için de binlerce kez teşekkür ederim... Ha az daha unutuyordum, bu birbirinden değerli kitapları, Alfa dağıtım kitapçılara veriyormuş; bin 600 noktada bulma olasılığınız var! Haberiniz ola!
YAŞLI ADAM
Adam artık yetmişini devirmiştir ama hala iş güç peşinde koşmaktadır. Yolculuğa çıkar iş için. Otele gider, yorgun argın, akşam olunca. Tam yatacak, kapı vurulur.
Açar kapıyı.
Bakar, yirmi yaşlarında, dünya güzeli bir kız:
‘Ay özür dilerim yanlış geldim galiba!’ der cilveli bir sesle.
Yaşlı adam başını sallar:
‘Hem yanlış, hem de yirmi yıl geç geldin!’
(Vedat Durusel’e teşekkürler)
Filistin’e Obama çözümü mü:
‘BATI ŞERiA ÜRDÜN’E GAZZE MISIR’A BAĞLANSIN’
Jerusalem Post (Kudüs Postası) adlı, son günlerde Türkiye’yi neredeyse ABD’nin bir numaralı düşmanı ilan eden, ‘Erdoğan Dişlerini Gösterdi!’ türünden yazılar yazan gazetenin Daniel Pipes adlı kalemşörü, ‘pek güzel’ bir çözüm getiriyor Filistin sorununa: Filistin’i Yok Etmek!
İnsanları yok etmekten falan söz etmiyor, yanlış anlaşılmasın! Böyle bir ülkenin (!) var olmamasını savunuyor.
İçimden bi ses bana, İsrail’in bu tezi Hillary’nin üstünden Obama’ya kabul ettirmeye çalışacağını fısıldıyor ya, neyse!
Tezi çok basit: Ürdün-Mısır birlikte yönetsin Filistin halkını!
Amman, Batı Şeria’yı alıp topraklarına katsın; Mısır’da Gazze’yi!
Bugüne değin, Kahire Hükümeti’nin, Gazze’yi istediği yolunda en küçük bir işaret bile yok. Tam aksi, böyle bir öneri Mübarek’in kulağına fısıldansa, tüyleri diken diken olur o saat! Ama ya Obama fısıldarsa?
Ürdün’e gelince, bu ülke, 1950’de ham deyip yutmuştu Batı Şeria’yı ama 1988’de, istemeyerek de olsa, geri verdi.
Aslında Mahmud Abbas’ın, Batı Şeria’da başarısızlığı, bu tür senaryoları getiriyor gündeme.. İsrail de zaman zaman, Amman’ı, Batı Şeria’ya el koyması yolunda telkinlerde bulundu.
Gazze’deyse HAMAS’ın en büyük hatası, seçim sonrası, halkın sağlık ve genel yaşam koşullarını iyileştirememesi. Tabi bunda hem İsrail, hem de Mısır’ın Gazze’ye yönelik uyguladığı, akıllara ziyan ambargoyu da hesaba katmak gerek. Ancak, gene de, elindeki olanakları halktan yana daha çok harcayabilirdi. Nitekim, bugün Gazze’de önde gelen nice düşünür, yazar bunu açık açık söylemeye başladı! Öte yandan New York Times Gazetesi, Ürdün’e yerleşmiş bir Filistinli’nin ağzından şunu yazmış:
‘Her şey berbat oldu! Tam 60 yıldır savaşıyoruz, sıfıra sıfır elde var sıfır! Ürdün, Filistin’i yönetse, her şey daha iyi olur. Kral Abdullah, Batı Şeria’yı topraklarına katmalı!’
Gazze konusunda, Hüsnü Mübarek, kısa bir süre önce: ‘Gazze, Mısır’ın bir parçası değildir ve hiçbir zaman olmayacaktır!’ dediyse de, bunu bir ‘son söz’ olarak algılamak olası değil, Pipes’e göre.
‘Çünkü Mübarek bi yana, Mısırlılar, çok güçlü bağlar kurulsun istiyorlar Mısır’la. Hamas da aynı fikirde, İsrail de kimi zaman bu düşünceye sıcak bakıyor.’
Şimdi... Bütün bunlar ne kadar hoş senaryolar değil mi?
Asıl amaç, Filistin diye bir devletin kurulmamasını sağlamak!
Oslo’da 1993’te imzalanan antlaşmayı yırtıp çöpe atmak! Daniel Pipes bu 1993 Oslo Antlaşması’nın ‘anarşi, ideolojik aşırıcılık, antisemitizm, cihadizm va savaşlara yol açtığını’ söylüyor. Bakınız, bir tez olmadan onun anti tezi olmaz! Bunlardan da bir senteze varırsınız. Yani semitizm olmazsa, antisemitizm olmaz.
Filistin’in devlet olması, İsrail’le barış içinde yaşamaması için salt Filistin’lileri suçlarsanız, bir sonuca varamazsınız.
Bugün ‘terörist’ olarak ilan edilen nice insan, gün gelir Devlet Başkanı ya da Başbakan diye ülke yönetir.
Zamanında, İngiliz Hükümeti, sonradan Başbakanlık koltuğuna oturmuş kimi İsrail yurttaşını terörist ilan edip, başına ödül koymamış mıydı? Bunlardan biri Begin değil miydi?