Galatasaray’ın İzmir ve bölgesindeki taraftarları, takımı ne kadar özlediğini maça gösterdiği ilgi ile ortaya koydu. Maçı seyrederken, bir İzmir takımının ligdeki eksikliğinin Türk futbolu için ciddi kayıp olduğunu düşündüm. Önümüzdeki yıl bir İzmir takımı umarım ligde izleme zevkini tattırır. İzmir deplasmanları Galatasaray için hep güzel ve iyi maçlara sahne olmuştur. Hele bir de Galatasaray’ın kadrosu, form durumu ile rakip Altay’ı karşılaştırınca, sarı-kırmızılı takım için yine kolay bir maç gibi gözüküyordu.
Galatasaray sahaya ideale en yakın kadrosu ile çıkarak karşılaşmaya önem verdiğini gösterdi. Rakibin bir alt ligde olduğu bu tarz maçlarda güçsüz takımın en büyük kozu çok koşması ve mücadele gücünün hep yüksek olmasıdır. Gol yemediği sürece Altay gibi bir takım için oyun hep iyidir ve maç golü yiyene kadar devam eder. Altay beklenen mücadeleyi yaptı hatta bir ilerisini yaparak öne de geçti. Zaten ikili mücadelelere bakınca Altaylı oyuncuların topa müdahalelerinde ve vücut vücuda pozisyonlarda daha istekli ve korkmadan oynadıklarını gördük. Bu arada Altay’ın Sehmus ile gelen golü jeneriklere girecek kadar güzeldi.
Galatasaraylı oyuncular Altay’ı gol atması için teşvik eder gibi oynadı. O kadar ki, Altay golden önce yakaladığı kontra pozisyonlarda Galatasaray defansını 2 oyuncu ile yakaladı. Aslında çıkan takıma bakınca ideal bir defans, çok diri bir orta saha ve iki de forvet. Ama bazen Galatasaray işi abartarak 8 veya 9 oyuncu ile hücum etti. Golden önceki ve golden sonraki bölüm çok farklı geçmedi. Sayılamayacak kadar çok girilen ve kaçan pozisyon. Pozisyonların yarısı olsa yarım düzine gol çıkardı.
İkinci yarıda 83’e kadar Galatasaray’ın tıkı yoktu. Ama bu dakikada kazanılan penaltının Baros tarafından kaleciye teslim edilmesi 2 dakika sonra Yaser’in kafa şutu ile gelen beraberlik ve 89’da Baros’un golü ile Galatasaray, kupada giden tur şansını 4 dakikada attığı iki golle geri getirmeyi başardı.
Tarih: 9 Ocak 2009 Cuma, 01:15